Menopoz

Menopoz ve Osteoporoz

Menopoz Nedir?

Menopoz kelime anlamı olarak kadının adetten kesilmesi ve doğurganlığının sona ermesidir. Perimenopoz, menopozun olacağına dair belirtilerin başlamasından adet kesilmesine kadar geçen zamandır. Perimenopoz da overlerden hormon salınışında belirgin bir azalma olmaktadır. Bu hormonlar  kadınlık hormonu olarak da bilinen östrojen ve progesteron  olup bir süre sonra da üretimleri kesilir. Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçer. Menopoza girme yaşı tüm dünyada ve antik çağlardan beri fazla değişme göstermemiştir ve ortalama 45-55 civarındadır. 40 yaştan önce menopoza girmek “erken menopoz ” olarak tanımlanmaktadır.

Menopoz genellikle hayatın doğal bir aşaması olarak kabul edilmektedir. Bazı kadınlar aylık adet kanamalarının bitmesi dışında, menopozu herhangi bir bulgu olmadan geçirirler. Diğer bazı kadınlarda ise östrojen düşüklüğü  sıcak basmaları, terleme gibi fiziksel değişikliklere neden olur. Bu kısa dönemde ortaya çıkan değişiklikler orta derecede veya ciddi düzeyde olabilir ve bazen de uykusuzluk, anksiyete (sinirlilik) veya depresyona sebebiyet verebilir. Bu tarz hissedilen değişikliklere ek olarak vücutta farkına varılamayan değişiklikler de oluşmaktadır ki bunlar, osteoporoz ve kalp hastalıkları gibi gelecekteki sağlık ve yaşam kalitesini etkileyecek  ciddi sağlık problemlerine yol açabilir.

Nedenleri?

Menopoz esasında kadının doğası gereği fizyolojik olarak ortaya çıkan bir durumdur. Perimenopoz adı verilen menopoz öncesi dönemde overlerden hormon salınımında belirgin bir azalma olmaktadır.. Menopoza girişi etkileyen en önemli faktörler kalıtım ve ırktır. Menopoz 40 yaşından önce ortaya çıkarsa bu duruma; prematür menopoz (erken menopoz) adı verilir. Prematür menopoz doğal olabileceği gibi şu durumlara bağlı olarak ta ortaya çıkabilir:

Ailede erken menopoz hikayesinin olması

Otoimmün hastalıklar

X kromozomuna ait bozukluklar

Medikal tedaviler ( pelvik cerrahi, overlerin cerrahi olarak çıkartılması, kemoterapi ve pelvik radyoterapi)

Kan östrojen düzeylerinde azalmaya neden olan ilaçlar

Sigara

Menopozun Kadına Etkileri Nedir?

Kadınlar bir sabah uyandıklarında kendilerini menopoza girmiş olarak bulmazlar. Menopoz 40 ile 52 yaşlar arasında geçirilen,kadınlar için kendine özgü bir dönemdir. Menopoz bir hastalık değildir. Menopoza giren kadında hormonal bir dizi değişiklik olur. Önce yumurtlamanın azalmasına bağlı olarak düzensiz adet kanamaları,aralıklı ateş basma ve terlemeler,psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen kesilir. Bu dönem korkulmaması gereken bir dönemdir. Hatta bu dönemde hem hamile kalma korkusu yaşamadan cinsel ilişki söz konusu olduğu için, hem de artık kadın bu konuda tecrübeli olduğu için bu dönem kadınının rahat, mutlu, kendine güvenli, huzurlu geçireceği bir dönem olmalıdır.

Menopoz dönemine giren kadınları ürküten konulardan bir tanesi üretkenliğini kaybetmiş olmaktır. Bu konu hem çocuğu olan, hem de hiç çocuğu olmayan hanımları bir sıkıntı içine sokar. Özellikle hiç çocuk sahibi olmayan hanımlar bu dönemi daha sıkıntılı geçirebilirler. Bu çok normaldir. Bu dönemde hormon değişikliklerinden dolayı fizyolojik olaylar ortaya çıkar. Bu döneme has özellikler olarak terleme, yüzde kızarma, iç sıkıntısı, huzursuzluk, yorgunluk, uyku problemleri görülür. Bu dönemde bazı hanımlarda cinsel istekte artma, bazılarında ise azalma görülebilir. Bu döneme psikolojik olarak bakıldığında  düzenli bir yaşamı olan bir hanım bu dönemi çok zorlanmadan geçirir. Bu dönem de ergenlik dönemi gibi doğal ve gelip geçen bir dönemdir. Bazen 45 civarında menopoza girilebilir. Bazen de 50 civarında girilir. Tüm bu tarihlerde soyaçekim etkili olmaktadır. Bu dönemde özellikle eş hoşgörülü, anlayışlı olmalıdır. Ve de her iki eş de bu dönemin geçici bir dönem olduğunu bilmelidir.

Ancak adet düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar “menopoza giriyorum” düşüncesiyle normal karşılanmamalı; hasta doktoruna başvurarak bu değişikliklerin gebelik ve kadın cinsel organlarının kanserlerinde de görülebileceği göz önünde tutularak bu hastalıklar dikkatle araştırılmalıdır.

Semptomlar

Menopozdaki temel değişiklik kadınlık hormonu olan östrojenin ve yumurtlama fonksiyonlarını durmasıdır. Bunların sonucu olarak kadınlar pek çok fiziksel ve ruhsal semptomlara maruz kalırlar. Bu semptomlar:

Ateş basma,terleme,çarpıntı:

Ateş basmaları perimenopoz döneminden itibaren en sık görülen yakınmalardan biridir. Genellikle boyundan başlayan ve yüze yayılan sıcaklık hissine çarpıntı ve terleme eşlik eder. Bazı kadınlarda günde birkaç kez görülebilen bu durum diğerlerinde haftada birkaç kez görülebilir. Uykusuzluk ve stres bu yakınmanın sıklığını arttırır. Ateş basmalarından kaçınmak için bazı önlemler almak gerekir. Kafein, stres, uykusuzluk ateş basması sıklığını arttırabilir. Stresten kaçının, diyetinize dikkat edin, acılı, yağlı yiyeceklerden ve alkollü içeceklerden kaçının. Sıcak basması sırasında bileklerinize ve yüzünüze soğuk su çarpın. Derin nefes alma egzersizleri uygulayın. Vitamin E içeren besinlerden zengin beslenin ve hormon replasman tedavisi veya bitkisel ilaçlar için hekiminize danışmanız gerekecektir.

Uykusuzluk,sinirlilik,(ruhsal çöküntü) depresyon,unutkanlık,halsizlik,çabuk sinirlenme:

Sinirlilik,yorgunluk, depresyon, aşırı hassasiyet, kendini hasta hissetme, uykusuzluk gibi şikayetler bu dönemde sıklıkla görülürler. Bu yakınmalar östrojen eksikliğine bağlıdır. Duygusal değişimleri uykusuzluk arttırır. Östrojen miktarı azaldıkça beyinde endorfin olarak adlandırılan ve kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlayan kimyasallar azalır. Burada ortaya çıkan yeni bir döneme girişin getirdiği negatif duygulardır. Üreme yeteneğinin kaybedilmesi, alışılan adetlerin kesilmesi, yaşlanma, cazibenin kaybedilmesi korkusu bu olayları uyarır. Kimi zaman ilaçla yardım gerekir. Daha önceden var olan psişik bozukluklar yeniden veya artarak ortaya çıkabilir. Kimi zaman da genç kızlığa özenti gelişebilir. Uyku problemleri de bu dönem çok sık görülen rahatsızlıklardır. Kadınların büyük bir kısmı bu dönemde uykusuzluk için uyku ilaçları almayı tercih etmektedirler. Uyku düzeninizi koruyabilmek için her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya özen göstermek gerekir. Önlem olarak uyku ilaçlarını kullanmaktan kaçının, yattığınız ortamın serin, sessiz ve karanlık olmasına özen gösterin. Akşam kafein almayın, diyetinize dikkat edin. Akşam öğünlerinizde fazla miktarda ve ağır yemekler yemeyin. Yatağa girmeden önce ılık duş almak, kitap okumak ve televizyon seyretmek gevşemenize yardımcı olarak uyumanızı kolaylaştırabilir.

Cinsel istekte (libido) azalma ve Cinsel organlarda çekilme(atrofi) ,kuruluk,ağrılı ilişki:

Atrofik değişikliklerin sebebi azalan östrojendir. Bu değişikliklere bağlı olarak vajina ve idrar yollarını örten epitel tabakasında incelme ve esneklik kaybı görülür. Ayrıca vajinada kuruluk yine görülen belirtilerden birisidir .Östrojen azalması, vajen salgısında ve vajeni döşeyen epitel katlarında azalmayla sonuçlanır, bu da  cinsel ilişkide olması gereken kayganlığın ortaya çıkışını engeller ve ilişki ciddi ağrılara, hatta kanamalara neden olur. Vaginal kuruluk kadının cinsel hayatını bu dönemde olumsuz olarak etkiler ve önlem alınması gereklidir.

Kemik erimesi(osteoporoz):

Menopoz sonrası osteoporoz kabaca kemik dokusunun temel minerali olan kalsiyumun yaşlanma ve menopozdaki östrojen eksikliği sonucu kalıcı olarak kaybedilmesidir. İlk 5-8 yılda kemik kaybı ortalama yılda %4-8 iken daha sonra kısmen azalarak kadın her yıl kemik dokusunun yaklaşık %1’ini kaybeder ve 75 yaşına geldiğinde ortalama olarak 35 yaşındaki kemik dokusunun %30’unu kaybetmiş olur. Bunun bağlı olarak menopozla beraber hızla artan kemik erimesi sonucu sessiz omurga kırıklarlarıyla bel ağrıları,boyda kısalma ve kamburluk ortaya çıkar. Menopozdan sonra bir kadında boy 65 yaşına kadar ortalama 4 cm ,75 yaşına kadar 9 cm kısalır. Omurga kemiklerindeki çökme kırıklarına bağlı olarak ortaya çıkan kamburluk ve göğüs kafesinin kemik yapısının bozulması sonucu hastada solunum sıkıntısı gelişebilir. Kadınlar menopozda çarpma düşme sonucu kalça,el bileği ve diğer kemik kırıklarına da daha kolay maruz kalabilirler. Bu kırıklardan en ciddi olanı kalça kırığıdır ve kalça kırığından sonra hastalardan %12-20’si 2 yıl içinde kaybedilmektedir. Kalça kırığı geçirmiş hastaların geriye kalanlarının bir kısmı sürekli bakıma ihtiyaç duymaktadırlar. Korunma bu açıdan en ekonomik,en insancıl ve en kolay yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kemik erimesine zemin hazırlayan risk faktörleri,

Çok çocuk doğurma

Sigara,alkol kullanımı

Beslenme bozuklukları (kalsiyumdan fakir diyet)

Güneş banyosu alışkanlığının olmaması

Spor yapma alışkanlığının olmaması

Uzun süre yatağa bağlı kalmaya neden olan hastalıklar

Bazı endokrin (hormonal ) bozukluklar (hiperparatiroidi, hipertiroidi(guatr), böbrek üstü bezinin aşırı çalışması veya steroid hormonlarının ilaç olarak uzun süreli alımı vb)

Bağ dokusu hastalıkları(Romatoid artrit, sarkoidoz) ,siroz,böbrek hastalıkları,erken menopoz

Genetik faktörler(ailede osteoporoz varlığı)

Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi:

Menopozda estrojen hormonunun azalması sonucu, bu hormonun koruyucu etkisi ortadan kalktığından kalp-damar sistemi hastalıklarında %60’a varan artışlar görülmektedir. Östrojen kolesterolün azalmasını sağlayarak, HDL (iyi huylu-faydalı kolesterol) olarak adlandırılan lipoproteinleri arttırarak ve LDL olarak adlandırılan zararlı kolesterolü azaltarak kadınları kalp krizinden korur.

Menopoz döneminden sonra kalp hastalıkları ailesinde kalp hastalıkları olan, menopoz öncesi dönemde kalp hastalığı olan, yüksek tansiyon problemi olan, fazla miktarda yağlı gıdalar tüketen ve şişman olan, sigara içen ve fazla strese maruz kalan kadınlarda daha sıktır. Kalp ve tansiyon problemleri için önlem alabilirsiniz.Dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, kan basıncını kontrol altında tutmak, diyabet için düzenli kontroller yaptırmak, stresten uzak durmak bu dönemdeki kadınlarda kalp hastalıkları görülme ihtimalini azaltır. Menopoz sonrası dönemde östrojen tedavisi kan yağlarını olumlu yönde etkileyip kalp krizi riskini azaltabilir. Ayrıca yemekler ile her gün 50 mg beta-karoten ve selenyum alınması da faydalıdır.

İdrar yolu değişiklikleri:

Östrojen hormonunun eksikliği kadınlık organlarına komşuluğu ve fizyolojik beraberliği nedeniyle idrar yolları ve mesane fonksiyonlarını da etkiler. Vajen ve idrar deliği (üretra) destek dokuları zayıflar, mesane fonksiyonları bozularak idrar kaçırma varsa artabilir veya ortaya çıkabilir. Bu dönemde mesane fıtıklaşması, atrofiye bağlı rahim (uterus) ve vajina sarkmaları da idrar kaçırmanın bir nedeni olabilir. Ancak menopozda görülen idrar kaçırmanın en sık nedeni mesanenin zamansız kasılmasına bağlı olan aşırı aktivitedir . Bu hastalar genellikle sıkıştıklarında yetişemeyip tuvalet kapısında idrarlarını kaçırırlar. Menopoz öncesi dönemde kadınların %10’unda görülen bu durum menopozdan sonra %20-30’unda rastlanır. Vajinal veya ağızdan uygulanan östrojen hormonu yakınmaları azaltır veya düzeltir.Menapos döneminde tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları da görülebilir.

Tanı

Menopoz tanısı genellikle; önceden düzenli adet gören kadınlarda 1 yıl ve daha uzun süreli adetsiz dönem hikayesi ile konulabilmektedir. Özellikle histerektomi (rahim alınması) operasyonu geçiren kadınlarda adetler ortadan kalkacağı için ya da zaten düzensiz adet paternine sahip kadınlarda, kesin menopoz tanısı kanda FSH (folikül stimüle edici hormon) düzeylerine bakılarak konulabilmektedir. FSH düzeyinin 40’ın üzerinde olduğu durumlar menopozun göstergesidir.

Tedavi

Aslında menopoz doğal bir süreç olup tedavi gerektirmemektedir. Ancak menopozda düşük östrojen seviyelerine bağlı olarak ortaya çıkan semptomlar ve hastalıklar açısından tedavi gerekebilmektedir. Bu durumlar arasında vajinal kuruluk, sıcak basmaları ve osteoporoz (kemik erimesi) yer almaktadır.

Hormon replasman tedavisi (HRT)

Menopozda kullanılmak üzere hazırlanmış çok sayıda farklı hormon preparatı bulunmaktadır. Bunlar içerdikleri hormon tiplerine göre:

Doğal, sentetik ve bitkisel kaynaklı östrojen ve progesteronlar

Östrojen, progesteron veya her ikisini de içeren preparatlar

Ufak dozlarda androjen hormonu içeren preparatlar,  olarak sınıflanabilir

Ayrıca preparat tiplerine göre farklı bir sınıflama da yapılabilir:

Tablet

Jel

Deriye uygulanan yapıştırma tarzındaki preparatlar

Vajinal tabletler

İğneler

Cilt içine yerleştirilen pelletler

Yapılan çok sayıda araştırma göstermiştir ki; HRT’nin 5 yıldan uzun süreli kullanımında kar-zarar oranı zarar lehine artmaktadır. Ancak bu sonuçlar konjuge östrojen ve medroksiprogesteron asetat içeren preparatlarla yapılan çalışmalara ait olup, estradiol ve doğal progesteron içeren preparatların daha düşük risk taşıdığı öne sürülmektedir. Dikkat edilecek diğer bir nokta ise; HRT’nin kullanım zamanıdır.

Menopozun erken dönemlerinde (özellikle 50 yaş civarında) kombine HRT kullanımının daha ileriki yaşlarda kullanıma göre daha az risk taşıdığı belirtilmektedir.

Hormon Kullanımına Engel Oluşturan Durumlar:

Yeni kalp krizi(miyokard enfarktüsü) geçirmiş olanlar

Geçici iskemik atak

Geçirilmiş inme (serebrovasküler olay),beyin damar tıkanıklıkları

Karaciğer fonksiyonlarının bozuk olması

Östrojen ile ilerleyen tümör varlığı(Meme ,rahim)

Tromboemboli (damariçi pıhtılaşma ile damar tıkanıklığı)

Dikkatli ve Kontrollü Kullanılacak Durumlar:

Kalpte iskemik hastalık(damar sertliğine bağlı beslenme bozukluğu)

Hipertansiyon(yüksek tansiyon)

Safra kesesi hastalıkları ve taş

Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

Hiperlipemi (kanda yağ,kolesterol, oranının yüksek olması)

Migren tipi başağrıları

Miyom(rahimde tümör)

Fitoöstrojenler

Fazla miktarlarda fitoöstrojen (yani bitkisel östrojen) içeren gıdaların tüketimi faydalı olabilmektedir. Fitoöstrojenlerin HRT’ye göre daha az risk taşıdığı bilinmektedir. Fitoöstrojenler; soya fasulyesi gibi besinlerde bulunduğu gibi kapsül formları da mevcuttur.

Diyet

Menopoz sürecinde sağlıklı beslenmeye özen göstermek gerekmektedir. Bu hem ruhsal açıdan kadının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar hem de kalp hastalığı, osteoporoz ve bazı kanser türlerine ait risklerde azalmaya neden olur. Beslenmede düşük yağlı, bol sebze ve meyve içeren ayrıca kalsiyum ve D vitamininden zengin diyet uygulanması gerekmektedir. Aşağıda bazı besinlerin 100ml/gr.larındaki kalsiyum içeriklerini görebilirsiniz.

Besinler

Miktar

Kalsiyum(mgr)

Süt

100ml

120

Yoğurt

100ml

115

Yumurta (Beyazı)

100gr

11

Yumurta (Sarısı)

100gr

152

Peynir (Yağlı)

100gr

162

Peynir(Yağsız)

100gr

96

Çökelek (Kuru)

100gr

505

Gravyer

100gr

1011

Kaşar Peyniri

100gr

700

Koyun Eti

100gr

10

Sığır Eti

100gr

11

Tavuk Eti

100gr

12

Kuru Fasulye

100gr

144

Kuru Nohut

100gr

150

Kuru Barbunya

100gr

135

Ceviz

100gr

99

Fındık

100gr

208

Kara Lahana

100gr

116

Kuru İncir

100gr

126

Pestil

100gr

86

Kivi

100gr

100

Asma Yaprağı

100gr

392

Bamya

100gr

92

Ispanak

100gr

93

Kafein ve alkol

Kafein ve alkol alımının kesilmesi ya da azaltılması özellikle unutkanlık, anksiyete gibi semptomları azaltmakta ayrıca kalsiyum kaybını da engellemektedir.

Sigara

Sigaranın bırakılması kalp hastalığı, erken menopoz ve osteoproz riskini azaltmaktadır.

Düzenli egzersiz

Her gün 30 dakikalık yürüme ve basit ağırlık kaldırma, kas güçlendiren hareketler ilaçlar kadar önemlidir. Yaz aylarında güneş ışığından (ultraviole) faydalanmak için düzenli güneşlenme yararlıdır.

Stres yönetimi

Anksiyete ve gerginlik başta olmak üzere menopozal semptomlarda faydalıdır. Derin nefes çalışmaları, masaj, yoga, ılık banyo ve hafif müzik relaksasyon tekniklerinden bazılarıdır.

Yardımcı ürünler

Nemlendirici ve kayganlaştırıcı jel ve kremler özellikle vajinal kuruluk açısından faydalıdır.

İdrar Kaçırma

Mesane boyunun sarkmasına veya mesane aktivitesinin artmış olmasına (detrusor instabilitesi) göre değişir. Mesane boyu hareketliliğinin arttığı durumlarda cerrahi; mesane kasının zamansız kasılmasına bağlı idrar kaçırmalarına ilaç, fizik tedavi ve/veya mesanenin elektrik stimulasyonuna dayalı tedaviler uygundur. Hangi tedavinin yapılacağına konunun uzmanı bir hekim tarafından yapılan muayene, laboratuar ve ürodinamik (mesanenin dolum, işeme ve kaçırma basınçlarının bilgisayarla kaydı) çalışmalarla karar verilmelidir. İyi seçilmemiş hastalarda tedavi idrar kaçırmayı düzeltmeyeceği gibi artışına neden olabilir.

Osteoporozda Tedavi Yöntemleri

Östrojen

Postmenopozal osteoporozda primer faktör östrojen eksikliğidir. ÖRT postmenopozdaki hastada kemik kaybını durdurur. Burada etki tedaviden ziyade proflaktik amaçlıdır. ÖRT ile menopozal kadında kalça kırıkları %50-60, vertebral deformasyon da %90 oranında azalmaktadır(8,9)  Hem doğal hem de sentetik östrojenler etkili olsa da  doğal östrojenler seçilmelidir. Oral, subküten, perküten ve vaginal preparatlar etkilidir. Östrojen tedavisi durduğunda kemik kaybı yeniden başlar.

Kemik yoğunluğunu korumak için 1-2mg estradiol ya da 0.625 mg konjüge östrojen dozu yeterlidir

Hormon tedavisine ne zaman başlanmalıdır?

Kemik kaybının 40 lı yaşlarda başladığı düşünülürse ve oluşmuş kayıbın tamamen geriye dönmesi mümkün olmadığından HRT e perimenopozal devrede başlanmalıdır. Perimenopozal devrede kontraseptif amaçlı verilen düşük doz OK kemik kaybını önler. Burada OK nın koruyucu etkisi kullanılan süre ve doz ile ilgilidir. 25-35 mikrogram lık etinil estradiol dozu yeterlidir. Olguların FSH tayini yapılmalı ve FSH 20 IU/ml i geçtiğinde HRT e geçilmelidir.

İleri yaşlara  gelmiş bir hastada ÖRT uygulanmalımıdır?

Hormon tedavisinin kemik üzerindeki etkisinin 65 yaş üzeri kadınlarda bile bulunduğu gösterilmiştir Bununla birlikte kırıklara karşı koruyuculuk yaşla birlikte azalır , 75 yaşından sonraki kırık riskini azaltmak için uzun süreli östrojen tedavisi gerekir. Sonuçta ÖRT uygulamasının olumlu sonuçları hangi yaşta olursa olsun elde edilebilir.

HRT ‘ye ne kadar devam edilmelidir?

Östrojen tedavisi bırakıldığında yine kemik kaybı oluşacaktı. Erken menopozal 5-6 yıllık devrede olan akselere kemik kaybı nedeniyle östrojen tedavisine minimum 5- 10 yıl devam edilmeli ve mümkünse 65 yaşına dek devam edilmelidir.

Kalsiyum

Postmenopozal kadınlarda ihtiyacın daha fazla olmasının nedeni kalsiyum emiliminin daha zayıf olmasıdır. Post menopozal kadınların östrojen ile tedavi edilmesi sonrasında kalsiyum emilimindeki iyileşmenin sonucunda ihtiyaç 1200mg/gün’e düşmektedir.

D Vitamini

Osteoporozlu yaşlı kadınların Ca absorbsiyonu daha az olur. Bunun nedeninin vitamin D’nin aktive edilmiş formu olan 1,25 di hidroksi kolekalsiferolün yetersizliği olduğu düşünülmekte ve bu durum bize vitamin D’nin kalsiyum emiliminin en önemli faktörü olduğunu göstermektedir. Vitamin D güneş ışığının etkisiyle deride sentez edildiği için diyetsel alımı pek önemsenmemektedir. Bağırsaktan absorbsiyon bozukluğu olan ve yeterince güneş ışığına maruz kalamayan yaşlı kadınlarda vitamin D depolarının boşalmasını önlemek için günlük 400 IU vitamin D içeren multivitamin preparatlarının kullanılması önerilmektedir.

Diyette bulunması gereken D vitamini 400IU dir. GI kanalın yukarı bölümünden D vitamini kullanılarak gerçekleştirilen Ca emilimi ilerleyen yaşla birlikte etkinliğini kaybeder. Böylece yaşlılarda Ca dengesini nötr devam ettirebilmek için dışarıdan daha fazla Ca veya D vitamini almak gerekir. Diyetteki başlıca Ca kaynağı süttür. 1 bardak yağsız sütte yaklaşık 200-300 mg Ca vardır .D3 vitaminin en aktif formu kalsitrioldür.

Bifosfanatlar

Kemik rezorbsiyonunun inhibisyonunu  sağlayan bir gurup ilaçtır.

Alendronat: 5-10 mg/gün

Risedronat (pridinil bifosfonat): 5 mg/gün

Egzersiz

Egzersiz mekanik olarak müsküler aktiviteyi arttırır ve kemikte remodelling olayının başlamasına yol açar. Kemik mineral miktarının artması egzersizin tipine ve yoğunluğuna göre değişir.. Post menapozal kadında egzersiz ile spinal kemik mineral miktarı ve sırt adale uzunlukları arasındaki ilişki bildirilmiştir. Buna karşın aşırı egzersiz zararlı olabilir ve aşırı egzersiz sonrası oligoamenore görülebilir ve sonuçta kemik mineral dansitesi bir miktar azalır. Buradaki kemik kaybı muhtemelen yağ dokusunun azalmasına bağlı olarak görülen östrojen eksikliği sonucudur. Ne tek başına egzersiz ne de günde 1,5 gr. Ca alınımı ne de her ikisinin kombinasyonu osteoporoz profilaksisi için yeterli değildir.  Egzersizin etkisi kas kitlesinin artmasıyla ilgili olabilir. Aşırı egzersiz de amenoreye yol açarak osteoporoz gelişmesi için bir risk faktörü oluşturabilir.

Egzersizin osteoporozlu kadınlara kemik mineral dansitesinde sağladığı faydalar egzersizin azaltılması veya bırakılmasından sonra süratle ortadan kalkmaya başlar.