Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)

Dış Gebelik (Ektopik Gebelik) Nedir?

Döllenmiş bir kadın yumurtası, normal yerleşim yeri olan rahim(uterus) boşluğunun dışında yerleşirse, buna dış gebelik denir. Görülme sıklığı tüm gebeliklerde %1-2 civarındadır ancak, daha önce dış gebelik öyküsü olan birinde tekrarlama ihtimali %15’e kadar yükselir.

Dış gebelik şüphesi dahi bir bayan için şok edici duygusal bir travmadır ancak seyri gerçekten hayatı tehdit edecek kadar tehlikeli olabilir. Ne yazık ki dış gebelik teşhisinin geç konulması yada konulamaması halen dünyada gebe ölümlerinde en başı çeken sebeplerden biridir.

Normalde her gebelik tüplerde oluşur ve 3-5 günlük bir yolculuğun ardından döl yatağına yani rahim içine ulaşır ve orada yerleşerek gebelik kesesini oluşturur (implantasyon). Bu taşınma işlemini fallop tüplerinin içini döşeyen silia denilen parmaksı oluşumlar ve tüpün kendine ait dalgasal hareketleri sağlar. İşte bu mekanizmada bir sorun olduğunda embryonun rahim içine ulaşmasını mümkün olamaz ve dış gebelik gelişir.
Dış gebeliklerin çoğunluğu fallop tüplerinde oluşur. Nadiren, dış gebelik overlerden birisinde, servikste (rahim ağzı) veya karın içinde herhangi biryerde de gelişebilir.
Normal dışı bu gebeliğin çoğu zaman gelişim ve yaşam şansı yoktur ve çoğu durumda embriyo gelişmez. Tanı konmuş olguların büyük kısmı cerrahi olarak, bir kısmı ise tıbbi olarak tedavi edilir. ANCAK pek çok durumda gebelik testlerinde sonuç pozitif cıktığı halde gebelik kesesinin görülemediği ve rahim içinde mi yoksa rahim dışında mı gebeliğin sürdüğü tespit edilemeyen durumlar vardır ki işte bir çiftin kafasını en çok karıştıran durumlarda budur. Ultrason ile dış gebeliklerin ancak %60-70 kadarında teşhis kesin olarak konulabilmekte, onun dışında pek çok zaman güçlü dayanaklara bağlı olarak hastalar dış gebelik şüphesi ile tanı konarak tedavi edilmektedirler. Dış gebelik teşhisinin tam konulamadığı kişilerde birkaç kere üstüste B-HCG takibi yapılarak, hormon düzeyinin yükselme yada düşme durumuna göre tedavi kararı alınır. Çünkü bilinmektedir ki pek çok dış gebelik, ilaca dahi gerek kalmadan kendiliğinden de yok olup gidebilmektedir.

Dış Gebelik Nedenleri

Dış gebelik geçiren kadınların %50′sinden fazlasının nedeni “salpenjit” denilen, tüplerin geçirilmiş enfeksiyonudur. Salpenjit tek taraflı (unilateral) olabileceği gibi iki taraflı (bilateral) da olabilir. Salpenjit sıklıkla cinsel yolla bulaşan bazı mikroorganizmaların (gonore ve klamidya gibi) tüplerde yaptığı enfeksiyondur. Bu enfeksiyon, çok ince olan tüp içi kanalları tam veya kısmi olarak tıkayıp, tüp içersindeki hassas mukozada mikroskopik boyutta zedelenmelere neden olur.

Kombine doğum kontrol hapları, prezervatif görülme olasılığını azaltır. Ancak spiralle bir gebelik oluşması halinde, bunun dış gebelik olma şansı normale göre oldukça fazladır.

Ayrıca apandisit, yumurtalık kisti operasyonları veya barsak operasyonları gibi alt karın bölgesine yapılan ameliyatlar sonrasında gelişen karın içi yapışıklıklar tüplerin serbestçe hareket etmesini engelleyerek dış gebeliğe neden olabilir.

Tüp bağlanması sonrası veya rahim içi araç (spiral) kullanırken gebe kalınması halinde bu gebeliğin dış gebelik olması olasılığı biraz daha fazladır. Ayrıca yalnızca progesteron içeren doğum kontrol hapları, progesteronlu spiraller veya progesteronlu cilt altı implantları da dış gebelik riskini arttırırlar. Progesteron hormonu, tüplerin hareketliliğinde azalmaya neden olarak dış gebelik şansını arttırır.
Kısırlığın bizzat tüplerdeki hasardan kaynaklanıyor olması, kısırlık tedavisi amacı ile yapılan girişimler ve ilaç tedavileri de dış gebelik riskini arttırırlar. Tüp bebek işlemleri, aşılama ve ovulasyon indüksiyonları da (yumurtlama tedavileri) bunlar arasındadır.

Dış Gebelik Belirtileri

Erken aşamalarda dış gebelik hiçbir belirti vermeyebilir. Normal bir gebelik gibi adet gecikmesi ve gebeliğin diğer belirtileri de olabilir. Ancak kısa zamanda gebeliğin büyümesiyle birlikte tüp gerilmeye başladığı andan itibaren hastalarda ağrılar olur. Bu ağrılar hastanın doktora başvurmasını sağlar ve en erken dönemde tanı koymak mümkün olabilir. Ağrıdan sonra en sık görülen tablo kanamadır. Hatta bazen adet döneminde kanamalı olan hastalar gebe olduklarını dahi anlayamazlar. Bu dönemde ağrı ve kanama bir arada olursa genellikle düşüklerle karıştırılabilirler. Özellikle ultrasonda da gebelik kesesinin görülememesi durumunda tablo iyice karmaşık bir hal alabilir. Hafta ilerledikçe ve eğer dış gebeliğin bulunduğu tüpte rüptür (yırtılma) de meydana gelirse kanama şokuna bağlı olarak senkop ve şok tablosu gelişebilir.

Dış Gebelik Tanısı İçin Yöntemler

Kanda Beta HCG düzeyinin 1000’in üzerinde olmasına rağmen vajinal ultrasonda rahim içerisinde gebelik kesesinin görülmemesi ile konabilir. Her zaman olmamakla beraber, ilerlemiş haftalarda %70 civarında vakada vajinal yolla bakılan ultrasonda dış gebelik saptanabilir. İç kanama gelişti ise yine ultrasonda karın boşluğu içerisinde kan saptanabilir. Bazen bu gibi hallerde kuldosentez denilen bir yöntem ile vajinal yoldan bir iğne vasıtası ile karın boşluğuna girilerek yapılan aspirasyonda pıhtılaşmayan kan gelmesi tipikdir.

US ile kesin tanının konulamadığı vakalarda ise gün aşırı olarak kanda beta hCG değerlerinin değişimine bakılarak tanıya varılmaya çalışılır. Beta hCG değerlerinin yüksek olmasına rağmen transvajinal ultrasonografide kesenin saptanamaması teşhisi kuvvetlendirir.

Ancak bazen Beta Hcg düzeyleri düşük seyreder ve o zaman teşhisten emin olabilmek için gün aşırı birkaç kere ölçüm ile takip gerekebilir.

Ayırıcı tanıda erken gebelik, düşük tehdidi, tam olmayan düşük, akut apandisit, akut pelvis iltihabı, dejenere olmuş myom düşünülmelidir. Çok nadiren bir normal gebelik ve bir dış gebelik birarada olabilir.

Dış Gebelik Tedavi Yöntemleri

Eğer bir yırtılma meydana gelmişse ve iç kanama mevcutsa tek tadavi cerrahi girişimdir. Burada ideal olan, imkan ve tecrübe var ise laparoskopi aksi halde açık cerrahi ile var olan dış gebeliğin alınmasıdır. Uygun vakalarda tüp korunabilir ancak tüpte yırtılma var ve kalıcı hasar olacağı düşünülürse, tekrarlama ihtimalini azaltmak için dış gebeliğin geliştiği tüp alınmak durumunda kalınabilir.

Yırtılmanın meydana gelmediği, genel durumu iyi olan ve Beta Hcg düzeyleri fazla değişim göstermeyen vakalarda eğer gerekli şartlar sağlanıyorsa yakın takip altında beklenebilir. Pek çok dış gebelik, ilaca dahi gerek kalmadan kendiliğinden de yok olup gidebilmektedir  ve bir süre sonra vücut tarafından absorbe edilmektedirler. Bu tür vakalarda beklemek hastayı cerrahi bir girişimden kurtarmakta, bu sayede hem operasyona bağlı gelişebilecek yapışıklık riski ortadan kaldırılmakta hem de tüpün alınmasına gerek kalmamaktadır. Ancak bu hastalar çok iyi seçilmeli, hasta durumu hakkında detaylı olarak bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmeli, iç kanamaya ait belirtiler hasta ve yakınlarına iyice öğretilerek ortaya çıkmaları durumunda hiç vakit kaybetmeden hastaneye ulaşmaları sağlanmalıdır. Takip çok sabır ister ve hastalar her gün ya da gün aşırı kontrollere çağırılırlar, her seferinde ultrason ve bhCG testi bakılmalıdır. Beta hCG değerleri gebelik öncesi değerlere düşene kadar bu takiplere devam edilir.

Ancak, bu takipler esnasında Beta Hcg düzeylerinin düşmediği ama genel durumu kötüye de gitmeyen hastalarda üçüncü tedavi yöntemi olarak  ilaç tedavisi planlanabilir. İlaç olarak aslında bir kanser ilacı olan metotraksat kullanılır. Duruma göre tek doz veya çoklu doz olarak kullanılır.

Bu ilacı mutlaka hastaneye yatarak almalısınız. İlaç uygulandıktan 3-4 saat sonra kendinizi iyi hissediyor iseniz taburcu olabilirsiniz. İlacı takiben 4. gün ve 7. gün olmak üzere 2 kez kanda gebelik testi yapılır. Değerler arasında %15’den fazla düşme var ise tedavinin başarılı olduğu kararına varılır. Düşme yeterli değil ise tek doz daha uygulanabilir. Kanda gebelik testiniz negatif oluncaya kadar haftada 1 kez kanda gebelik testi vermelisiniz.

İlaç verildikten 1-2 gün sonra kasık ağrısı oluşabilir. Buna ayrılma ağrısı denir. Genellikle bu ağrı, genel durum kötüleşmesi ile ayırt edilmelidir, bu nedenle de doktorunuza haber vermelisiniz.

 

Paylaş: