29 Haziran 2012

Riskli Gebelikler

Riskli gebelikler adından da anlaşılabileceği gibi son derece hassas bir konu olup çeşitli başlıklar altında inceleyeceğiz. Nadir görülen, ancak tanısı konulduğunda hem anne hem bebek için çok ciddi sorunlara yol açabilecek olan bu sorunların gebelik ve doğum sonrası teşhis, takip ve tedavisi ciddi bilgi birikimi gerektirir.

 

İnceleyeceğimiz riskli gebelik sınıfındaki ana başlıklar şöyledir:

 

  • Çoğul gebelikler
  • Servikal yetmezlik ve serklaj
  • Kan Uyuşmazlığı
  • Preeklempsi ve Eklampsi
  • HELLP Sendromu
  • Gebelikte Trombofili ( Pıhtılaşma bozuklukları )
  • Hamilelik ve myomlar
  • Enfeksiyonlar

 

ÇOĞUL GEBELİKLER

Çoğul gebelikler insanlık tarihi boyunca ilgi uyandırmış ve bir çok efsaneye konu olmuştur. Çoğu aile için sürpriz olan bu durum günümüzde yardımcı üreme tekniklerinin giderek yaygınlaşması ile daha sık görülmeye başlamıştır. Neyse ki artık tüp bebek tekniklerinin de gelişmesi ile transfer edilen embryo sayıları azaldığından ikiz gebelik oranları da normale dönmeye başladı. Toplum içinde çok ‘’sempatik’’ olarak karşılanan ikiz gebelik, pek çok aile tarafından ‘’bir kerede kurtuluş’’ olarak görülmekle beraber, taşıdıkları özel riskler nedeni ile gebelik boyunca daha özenli ve yakın takip gerektirirler. Ve unutmayın ki, HİÇBİR tüp bebek uzmanı, gebesinin ikiz olmasını istemez, iki embryo transferi yaparken dahi gönlü bir tanesinin sağlıklı bir şekilde tutmasıdır.

Şimdi gelelim, çoğul gebeliklerin aileler için bu kadar istenilen bir durum olmasının karşın bizler için bu kadar endişe uyandırmalarının sebeplerine. Bu konunun gebemiz için ve bebekleri için ayrı ayrı tehlikeleri vardır. Bu nedenle öncelikle Anne adayımız için olan risklerini inceleyelim:

 

Çoğul gebeliklerde anneye ait risk faktörleri:

Çoğul gebeliğe sahip bir anne adayında; tekiz gebeliğe sahip olunduğundan daha belirgin fiziksel ve fizyolojik değişimler olur. Bir kere anne adayı gebeliği boyunca daha fazla kilo alır (ortalama 18 – 20 kg).

İlk trimesterde gözlenen gebelik bulantı – kusmaları çoğul gebeliğe sahip anne adayında çok daha yoğun yaşanabilir (hiperemezis gravidarum),

Gebelik boyunca anemiye (kansızlık) daha sık rastlanır.

Kanama ve düşük tehlikesi çok daha fazladır.

Daha da önemlisi erken doğum olasılığı tekiz gebeliklere göre yaklaşık 10 kat artmıştır. Tek yumurta ikizlerinde ortalama doğum haftası 36. hafta, çift yumurta ikizlerindeyse 37. hafta iken, üçüz gebeliklerde bu 32 haftalara inmektedir.

Annede ikiz gebelik varlığında yüksek tansiyon, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) olasılığı tekiz gebeliklere göre 3 kat artmıştır.

Ayrıca;
Gestasyonel diyabet ,
Plasenta anomalileri (P.Previa , Ab. Plasenta , Vasa Previa)

Müdahaleli doğum ve doğum sonu kanama riskleri daha fazladır.

Kısaca çoğul gebeliklerde genel olarak gebeliğe ait hemen hemen tüm komplikasyonların görülme sıklığı ve bu hastalıkların şiddeti artar.

 

Çoğul gebeliklerde bebeğe ait risk faktörleri:

Doğal olarak rahim içi birden fazla bebek tarafından paylaşıldığında beraberinde bazı ilave sorunlar gelişecektir.

Çoğul gebeliklerde tek bebeklere göre düşük ve konjenital (doğumsal) anomali riskleri ikişer kat artmıştır.

Bu nedenle özellikle 3-4 ve 5. aylarda bebekler daha dikkatle ve sık olarak incelenmelidirler. Yine de çoğul gebeliklerde, sorunlu bebeklerin ultrason veya diğer tarama testleri ile tespiti da daha zordur.

Gebelik boyunca anne karnında bebek ölümü oranı (özellikle tek yumurta ikizlerinde) artmıştır.

Erken doğum riski yaklaşık 10 kat artmıştır. Çoğul gebeliklerin ortalama %40′ ında 36. haftadan önce doğum olur. Doğum sonrası dönemde uzun süreli prematüre (erken doğum) bakımı ihtiyacı artabilir.

Çoğul gebeliklerin %20-25’inde rahim içi gelişme geriliği görülür ki bu oran tekizlere göre 10 kat daha fazladır.

Özellikle tek yumurta ikizlerinde en korkulan durumlardan biri ise, plasentadaki, bebekleri besleyen damarlardaki birtakım düzensiz dağılımlar sonucu ikizlerden biri fazla beslenip, diğeri zayıf kalabilir (İkizden ikize Transfüzyon Sendromu). Bu durum her iki fetusu da ciddi olarak etkiler.

Takip ve Yönetim

Aileye gebeliğin başında olası tüm riskler tabii ki anlatılamayabilir, bazen tüm bunların bilinmesi gebeyi ve aileyi doğal olarak inanılmaz bir stres ve yük altına sokabilir. Ancak, durumunun daha sıkı takip gerektirdiğinin ve bazı konularda daha fazla risk altında olduklarının  çok iyi vurgulanması ve bu risklere karşı tedbirli olmak şarttır.

 

Öncelikle Periyodik takipler mutlaka daha sık olmalıdır

Rutin kan ve idrar tetkiklerinin belli aralıklarla tekrarlanması
Demir, folik asit ve kalsiyum desteği
Erken doğum açısından iki muayenede bir vajinal ultrason

Bebeklerin gebelik haftasına ve birbirlerine uyumlu büyümelerinin takibi
Fetal iyilik testleri (bebeğin sağlık durumu hakkında bilgi veren testler)’nin ihmal edilmemesi

Takip sürecinde riskli durumların varlığında zamanında müdahale riskleri en az düzeye indirecektir.

Takip sürecinin sonunda, doğum şekline karar verilme aşamasına gelinir. Bebek ve anneye ait riskler göz önüne alındığında genellikle sezaryen, tercih edilen doğum yöntemidir ancak her iki bebeğin baş aşağı olması durumunda normal doğum düşünülebilir. Yine de normal doğum denemesinde bile, birinci bebek normal doğduktan sonra ikinci bebek için sezaryen ihtimalinin olduğunu unutmayın.

Servikal yetmezlik (rahim ağzı yetmezliği) ve serklaj

Servikal yetmezlik rahim ağzının gebelik esnasında ağrısız genişlemesi yani dilate olmasıdır.  Bu genişlemeye bağlı olarak genellikle gebeliğin ikinci trimesterinde serviks tamamen açılır ve gebelik düşük veya erken doğumla kaybedilir.

Rahim ağzı yetersizliği nedenleri, rahim ağzının genetik zayıflığı, daha önceki doğumlar sırasında rahim ağzının yırtılması, enfeksiyonlar, bölgeye cerrahi müdahale ya da lazer tedavisi yapılması, travmatik kürtaj ve düşüklerdir. Rahimde birden çok bebek olması da rahim ağzı yetersizliğine yol açabilir, ama aynı sorun bir sonraki gebelikte tek bebek de olsa yineleyebilir.

Bu durum yaklaşık 1000 gebelikten 2-18’inde görülür. Servikal yetmezliği olan kadınların gebelikleri özellikle 12-24 gebelik haftalarında düşükle sonuçlanabilir. Karakteristik olarak ağrısız bir şekilde rahim ağzı genişler ve su kesesi açılarak doğum başlar ve takiben gebelik sonlanır.

Tanı genellikle kadının geçmişte yaptığı tekrarlayan düşüklerle konulur. Ne yazık ki ilk gebelikler çoğunlukla kaybedilir. Ağrısız 12-24 haftalık düşüklerde ilk akla gelen tanı servikal yetmezliktir. Ayrıca ultrasonda serviks boyu ölçüldüğünde beklenenden kısa olduğu ve açıklık saptanabilir.

Tedavi serklaj denilen bir cerrahi müdahaledir. Bu girişimde rahim ağzı (serviks) bir torba ağzını büzer gibi dikilir. Bu şekilde rahim ağzı genişleyemeyecektir. Genelde girişim 12. haftadan sonra uygulanır. Çeşitli teknikleri vardır. Bunlardan en sık kullanılanları;

Vaginal yolla uygulanan yöntemler

McDonald tekniği

Schirodkar tekniği

Karından (abdominal yolla) uygulanan teknikler

En sık uygulanan McDonald tekniğinde rahim ağzına, erimeyen bant şeklinde bir materyalle (mersilen) dikiş atılır. Bu materyal vücutta bir reaksiyona neden olmaz. Ve bu dikiş 37-38 gebelik haftasında kolayca çıkartılır. Dikiş alımı ağrısız bir işlemdir.

Abdominal serklaj sezaryen kesisine benzer bir kesi ile karın bölgesine girilerek yine mersilen bant ile rahim boynuna çepeçevre dikiş atılmasıdır. Gebelik sezaryenle sonlandırılırken bu sırada isteniyorsa serklaj dikişi de alınır.

Komplikasyonları çok ender de olsa kanama, enfeksiyon ve işlem sırasında amniyon kesesinin açılıp suların erken gelmesidir.

Kullanılan teknik ve zamanlama hastanın bulgularına göre değişiklik gösterebilir.

Uygun zamanda dikkatli seçilmiş hastalarda serklaj, yüz güldürücü sonuçlar veren bir yöntemdir.

 

KAN UYUŞMAZLIĞI

Anne kan grubunun Rh (-) negatif , babanın ise Rh (+) pozitif olması durumuna Rh uygunsuzluğu (kan uyuşmmazlığı) denir. Rh uyuşmazlığı olan çiftlerin doğan bebekleri Rh (-) ise bir problem yoktur ancak bebek Rh (+) ise, var olan kan uyuşmazlığı nedeniyle Rh immunizasyonuna (etkileşme)  yol açabilir. Rh uygunsuzluğu yani kan uyuşmazlığı ile rh immunizasyonu farklı şeylerdir, karıştırımaması gerekir. Rh immunizasyonu, her gebelikte olmayan ve bazı kan uyuşmazlığı olanlarda gelişebilen bir sorunlar zinciridir.

Anne kan grubunun Rh negatif, babanın ise Rh pozitif olması dışındaki hiç durumda kan uyuşmazlığı olamaz. Kan grupları üzerinde çalışmalar sürerken bazı insanların kanlarında bulunan alyuvarlarda Rhesus faktörü adı verilen bir maddenin varlığı ortaya çıkarılmıştır. Rhesus faktörü kısaca Rh faktörü olarak belirlenmektedir. Rh faktörü pozitif (+) ve negatif (-) işaretleriyle belirtilir. İnsanların yüzde 85’inde Rh faktörü pozitif olarak vardır. İnsanların yüzde 15’inde ise Rh faktörü yoktur ve bu insanlar Rh (-) olarak belirlenir.

Rh uygunsuzluğu varlığında eğer bebek pozitif ise gebelik ya da doğum esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına bebek kanındaki eritrositler (kırmızı kan hücreleri) geçer. Bu eritrositler üzerinde bebeğe ait Rh antijenleri vardır. Anne kanında, Rhesus faktörü olmadığı için bebeğinden kendisine geçen bu Rh antijenini  annenin savunma mekanizması bir düşman olarak algılar ve kendisini ondan korumak amacı ile anti Rh antikoru üretir.  ilk gebelikteki bebek bir zarar görmez ancak bir sonraki gebelikte de bebek eğer Rh (+) olur ise anne kanındaki, bu ilk gebelikte oluşmuş anti Rh antikorlar, bebeğe geçer ve bebeğin kanında eritrositlerin parçalanmasına ve bebekte kansızlığa (anemi) neden olur. Etkilenmiş bebeklerde ultrasonda tipik olarak hidrops fetalis tespit edilir. Bebekteki kan tablosunun bozulması sonucu kalp yetmezliği ve vücut boşluklarında biriken sıvı, hidrops fetalis denilen, bebeğin vucudunun su toplanması ile seyreden tablonun nedenidir. Etkilenmenin şiddetine bağlı olarak bebekte anne karnında ölüm dahi görülebilir.

Düşük, kürtaj, dış gebelik, amniosentez, CVS, kordosentez gibi girişimler sonucu da bebek kanının anneye geçmesi ve annenin bunlara karşı antikor oluşturması mümkün olabilmektedir.
Bu durumlarda annenin etkilenmesini önlemek amacıyla 72 saat içerisinde Anti-D iğnesi yapılması önerilmekle beraber 14-28 gün içerisinde yapılabileceği bildirilmektedir.

Kan uyuşmazlığı (Rh/rh uygunsuzluğu) olan hastalarda ilk kontrolde indirekt coombs testi (İCT)’nin negatifliği halinde düşük ihtimalle olsa da antenatal dönemde Rh izoimmunizasyonu gelişme olasılığı nedeniyle, 20. haftadan itibaren dörder haftalık aralıklarla İCT tekrarlanmalıdır. İCT’i negatif olan gebelere, öncelikle 28. haftada 300 mikrogram anti-D gamma globulin (halk arasında kan uyuşmazlık iğnesi denir) ile proflaksi yapılmalıdır. Bu dönemde proflaksi uygulanmasının amacı doğuma kadarki 12 haftalık süre boyunca oluşabilecek fetustan-anneye kanamaları karşılayabilmektir. İmmunize olmamış bir gebede proflaksi için en önemli dönem doğumdur. Doğumu takiben bebeğin kordon kanından direkt coombs testi (DCT) ve bebek kan grubu çalışılmalıdır. DCT’nin negatif ve bebek kan grubunun Rh(+) olması halinde anti-D immunglobulin (kan uyuşmazlığı iğnesi) tekrarlanmalıdır. Bu annede antikorların oluşmasını engelleyerek bir sonraki gebeliğin bu antikorlar tarafından etkilenmesini engeller.

ICT testinin pozitifliği durumunda ise titrasyon çalışılmalıdır. 1/16 ve altındaki titrasyonlarda fetus için intrauterin dönemde risk yoktur. Bu durumda 2-4 hafta aralıklarla İCT’ni tekrarlamak yeterli olacaktır. İCT pozitifliği 1/16’nın üzerinde olmadıkça gebeliğe müdahale edilmez. Titrasyonun 1/16 veya üzerinde olması durumunda etkilenmenin ciddiyetini araştırmak için amniosentez, kordosentez ve USG gibi ileri tetkiklere geçilmelidir. Hastalık ciddi düzeyde ise anne karnında bebek kanını değiştirmek gerekebilir.
A, B, O kan gruplarına bağlı uyuşmazlık olur mu?
Anne ve bebek arasında A, B, O kan gruplarına bağlı uyuşmazlık da görülebilir. Bütün gebeliklerin yüzde 20’sinde görülen bu uyuşmazlık teorik olarak mümkündür ancak pratikte önemi yoktur çünkü etkilenme çok hafif olur. Bu nedenle pratikte ABO uyuşmazlığı araştırılmaz ve bunu önlemek amacıyla herhangi bir ilaç yapılmaz. Anne 0 grubu, fetus A1 veya B grubu olduğunda bu tür uyuşmazlıktan bahsedilebilir. Bu durumda etkilenmenin ve aneminin pratikte önemsiz derecede hafif olmasının nedenleri: Bu durumda antikorlar çoğunlukla plasentayı geçemeyen IgM yapısındadır, az sayıda IgG yapısında antikor oluşur. ABO antijenleri eritrositlerin yüzeyinde az miktarda bulunur. ABO antijenleri fetustaki tüm dokularda bulunur bu nedenle antikorlar tüm dokulara bağlanır ve eritrositler üzerindeki etki minimal olur.

Anne ve fetus arasında ABO kan gruplarına bağlı uyuşmazlık ve Rh uyuşmazlığı birlikte varsa ABO uyuşmazlığı Rh uyuşmazlığı şiddetinin azalmasını sağlar. Çünkü anneden fetusa geçen ABO antikorları fetusta Rh antijenlerinin kısmen hasara uğramasını sağlar.

Anneanne Teorisi (Grandmother Theory) Nedir?

Bu ilginç teorideki duruma göre anneden bebeğe geçen Rh antikorlarının kaynağı bebeğin anneannesidir. Bebek rh (+), anne rh (-), anneanne rh (+)’dir.
Burada anneannenin hamileliği sırasında olan fetomaternal kanama fetusun  anti-d antikorlar oluşturmasına neden olmuştur (normaldekinin tersi şekilde). Yani fetus daha anne karnında sensitize olmuştur. Fetus doğumdan sonra erişkin yaşa gelip hamile kaldığında bebeği rh (+) olursa kendisinde daha önceden oluşan anti-d antikorlarını bu sefer kendi bebeğine geçirecektir ve bebekte hastalık meydana gelebilecektir.

PREEKLAMPSİ, EKLAMPSİ ve HELLP SENDROMU

Preeklampsi tüm hamile kadınların yüzde beşini etkileyen, gebeliğin 20. Haftasından sonra gelişen hipertansiyon ve proteinüri (idrarda protein varlığı) bulgularının beraber olduğu ve gebenin baş ağrısı, gözlerinin önünde karanlık uçuşmalar, ense ağrısı, karnının üst kısmında ağrı şikayetlerinin eşlik edebildiği son derece komplike ve tehlikeli olabilen bir çeşit zehirlenmedir. Çoğu kez bunlara ödem (vücutta şişlik) de eşlik eder. Temelinde plasental hipoksi, yani oksijenlenme azalması yatar. Preeklampsi 32. hamilelik haftasından önce gelişmişse erken; sonra gelişmişse geç preeklampsi olarak değerlendirilir. Erken preeklampsi aynı zamanda ciddi (ağır) preeklampsi olarak da tanımlanır. Özellikle erken preeklampsinin önceden belirlenmesi ve önlenmesi, bugün tüm dünyada kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının en çok uğraştığı konuların başında gelir.

Preeklampsi yani halk deyimi ile gebelik zehirlenmesi, hipertansiyona bağlı olarak gelişen ve vücutta birçok organı etkileyen rahatsızlıklar ortaya çıkarabilir. Böbrek yetmezliği, görme kaybı ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma, en sık görülen sonuçlar arasında gelir. Bu durum beyni etkilediğinde, önce baş ağrısı ile başlayan sara krizi (eklampsi), sonrasında da beyin kanaması meydana gelebilir. Öldürücü sonuçlar; karaciğer yırtılması, böbrek yetmezliği,  vücutta yaygın damar içi pıhtılaşması (DIC) ve beyin kanaması şeklindedir.

Preeklampsi, sıklıkla 35 yaş üstü hamilelerde, ilk hamileliklerde, kilolu bayanlarda (BMI (vücut/kütle endeksi) 30’un üstünde ise), önceki hamileliğinde preeklampsi geçirmiş kişilerde, damar hastalığı mevcut kadınlarda, Çoğul gebelik (İkiz, üçüz) gebeliklerde, şeker hastalarında ve tedaviyle hamile kalanlarda daha sıklıkla görülmektedir. Hamileliğin 11-13. haftalarında yapılan muayenelerde, kan basıncı ölçümü basit bir işlem gibi gözükse de, ideal ölçüm oldukça belirleyici bir unsurdur. Tansiyon her iki koldan beş dakikalık bir istirahat sonrasında kalp hizasından ölçülmelidir. Hafif preeklampsi de tansiyon 140/90 mmHg veya üzerinde seyreder. İdrarda protein atılımı hafif preeklampside az iken (günde 0.3 – 5 gram arasında), şiddetli preeklampside günde 5 gramdan fazla protein atılır. Şiddetli preeklampside tansiyon 160/110 mmHg’ nın üzerindedir. Buna idrarda fazla protein atılması (albuminüri), karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme, trombosit sayısında azalma, kalıcı baş ağrısı, görme bozukluğu, karaciğer bölgesinde ağrı gibi bulgular da eklenebilir.

Gebelikte tansiyon yüksekliği plesentayı etkileyebilir ve bu durumda anne rahmine yeterli kan gitmemesi ile bebeğin beslenmesi bozulabilir..

Tedavi İçin Yakın Takip Şart

Preeklampsinin henüz bilinen spesifik (hastalığa özel) bir tedavisi yoktur. Kesin Çözüm; hamileliğin haftasına, hastalık belirtilerinin ciddiyetine ve bebeğin doğumdan sonra yaşayabilirliğine bağlı olarak doğumdur. Diğer tedaviler sadece belirtilerin hafifletilmesi ile zaman kazanmak amacıyla yapılmaktadır. 12. hamilelik haftasından itibaren (12-16. haftalarda) riskli grup hastalarda, düşük doz aspirin kullanımının, preeklampsinin erken gelişmesi, belirti ve bulguların hafifletilmesi aynı zamanda bebeklerde gelişme geriliğinin azaltılmasında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Yüksek risk grubunda; beslenmesinde kalsiyum eksikliği olan hamilelere ilave kalsiyum vermek ve bunun yanında magnezyum takviyesi yapmak oldukça önemlidir. Hipertansiyonu ve ödemi azaltmak ve az tuzlu, bol proteinli diyet uygulamak işe yarar. Yüksek tansiyonu kontrol altına almak ve hastalığın daha ileri formu olan eklampsi veya HELLP sendromuna ilerlememek için ilaç kullanımı gerekebilir.

Eklampsi

Preeklampsi tablosuna ilaveten, bilinç kaybı ve kasılmalarla başlayan ve koma ile sonuçlanan dramatik tablodur.  Eklampsi hem anns, hem de çocuk için ölüm nedeni olabilecek bir hastalıktır. Ağır şekillerinde anne için ölüm oranı % 8-24 arasında, çocuk için ise % 30-50 arasında değişir. Eklampsi nöbeti aynen epilepsi (sara) nöbeti gibidir, hastanın kol ve bacaklarında kasılmalar, geçici bir süre bilinç kaybı görülür. Hastada tansiyon yüksekliği ve şiddetli preeklampsinin diğer bulguları vardır.

Eklampsi krizlerinin %80’i doğum sırasında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içerisinde görülür. Gebeliğin 20. haftasından önce görülmesi çok nadirdir. Çok nadiren doğumdan 2 -3 hafta sonra görülen vakalar bildirilmiştir. Tedavi için acilen sezaryen doğum yaptırılır.

Hellp Sendromu

Gebelikte tansiyon yükselmesine aşağıdaki bulgular da eklenirse baş harflerinden dolayı Hellp Sendromu denilen durum oluşur:
– Hemolysis
(Hemoliz, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması)
– ELevated liver Enyzmes
(Karaciğer enzimerinde yükselme)
– Low Platelets
(Kan pıhtılaşmasını sağlayan trombositlerin (plateletlerin) azalması)

Hellp sendromu gebelikte tansiyon yüksekliğinin ve preeklampsinin en ciddi formudur. Gebeliklerin yaklaşık %0.2-0.6’sında görülür. Tedavisi eklampside olduğu gibi acilen sezaryen doğum yaptırmaktır. Genellikle anne içinde, bebek içinde ciddi ve kalıcı sorunlara yol açabilir. Anne kaybı oranı %1.1’dir. Bebeklerin ise %40-60’ı ya anne karnında ya da doğumdan sonra kaybedilir. Bebeklerdeki en sık ölüm nedeni plasentanın erken ayrılması, bebeğin oksijensiz kalması ve prematürlüktür. HELLP çok tehlikeli bir durum olan dissemine intravasküler koagülasyon (DİK) adı verilen bir tabloya da yol açabilir ki bu tabloda kişinin kanama pıhtılaşma sistemi tamamen bozulmuştur. Kan, damar içinde önce pıhtılaşır sonra çözülür ve bu kısıır döngü içinde durdurulamayan ve önüne geçilemeyen kanamalar gelişir ve hasta kaybedilene kadar devam eder. Doğumdan sonra hızla yukarıda sayılan bozukluklar düzelecektir.

Hellp sendromu nadiren doğumdan önce yokken doğumdan sonra gelişebilmektedir.

HELLP sendromunda tedavi tanı konduğu anda gebeliğin sonlandırılmasıdır. Bazı yazarlar çok riskli olmasına rağmen bir süre destekleyici tedavi ile beklenebileceğini ancak bu riski hem hekimin hem de ailenin kabul etmesi gerektiğini ileri sürmektedirler. Gebeliğin sonlandırılmasında tercih edilecek yöntem sezaryendir. Gebelik sonlandırıldıktan sonra hastalarda dramatik bir iyileşme çok süratli bir şekilde gerçekleşmektedir. Gerek sezaryen esnasında gerekse ameliyattan sonra hastanın kan tablosu düzeltilmeye çalışılır. Bu amaçla hastaya taze kan, taze donmuş plazma ve/veya trombozit solüsyonları verilir. Kan proteinleri düşük ise takviye yapılır. Hastanın durumuna göre destekleyici tedavi uygulanır.

Bebek ise standart prematüre tedavisine alınır. Yüksek tansiyonlu anne adaylarının bebekleri uzun süreli strese maruz kaldıklarından solunum sistemleri diğer bebeklere göre çok daha erken olgunlaşır. Bazı bebeklerde solunum desteği dahi gerekmeyebilir.

Korunma

Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon ve HELLP sendromundan korunmak tam anlamı ile mümkün değildir. Ancak alınacak birkaç basit önlem ve tedavi riski azaltabilir. Bu açıdan en önemli şey kontrollere ihmal etmeden gitmektir. Her kontrolde kan basıncı ve kilo artışı ölçülmeli ve özellikle 20. haftadan sonra idrar tetkiki yapılmalıdır. Gerekli olduğu hallerde kan biyokimyası ve enzimler konrtol edilmeli kan sayımı yapılmalıdır. Bu sayede vaka çok erken dönemde yakalanabilir ve üzücü sonuçların doğmasının önüne geçilebilir. Her ne kadar bazı durumlarda dramatik bir hızla HELLP tablosu gelişebilirse de yavaş seyirli olanları yakalamak mümkün olabilir.

Bunlar dışında protein alımı ve kalsiyum alımı ile preeklempsi riskinin azaldığı ileri sürülmüş olmasına rağmen heniz kanıtlanmış bir bulgu yoktur.

Düşük doz aspirin kullanımı ile preeklempsi arasındaki ilişki pekçok çalışmaya konu olmuştur. Bu çalışmalarda çok değişik sonuçlar elde edilmekle birlikte aspirinin asıl olarak daha önceki gebeliklerinde preeklempsi geçiren kadınlarda daha etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

 

GEBELİKTE TROMBOFİLİ ( Pıhtılaşma Bozuklukları )

Kalıtsal trombofililer, kanın pıhtılaşma mekanizmasının bozuklukları ile seyreden hastalıklardır.

Kanın pıhtılaşmasına bağlı damar tıkanıkları (tromboemboli), kalp, akciğer ve beyin gibi organlarda pıhtı oluşmasına yol açabilir.

Bazı trombofililer, kişinin hayatını hiç etkilemeyecek kadar önemsiz olmalarına rağmen, gebeliklerinde düşük, ölü doğum veya bebeğin gelişme geriliğine yol açabilir.

Trombofili hastalarına ”Homozigot”, hasta olmayıp taşıyıcı olanlara “Heterozigot” denir. Kalıtsal trombofililer aileden geçen ve doğuştan gelen genetik bozukluklardır ancak trombofililerin doğuştan olmayan, sonradan edinilmiş türleri de vardır Ör: Antifosfolipid sendromu.

Trombofilisi olan hastaların doğum kontrol hapı kullanması kesinlikle sakıncalıdır.

Bilinen kalıtsal Trombofililer başlıca şunlardır:

Antitrombin III eksikliği, Protein C eksikliği, Protein S eksikliği, Faktör V Leiden mutasyonu, Aktive protein C rezistansı, Protrombin (Faktör II) gen mutasyonuMTHFR gen mutasyonu (Metilen tetrahidrofolat redüktaz), Hiperhomosisteinemi, Trombomodulin mutasyonu, Faktör 12 eksikliği.

Antitrombin III eksikliği kalıtsal kan kıhtılaşması hastalıkları arasında en ciddi olanıdır ancak, gebelikle ilgili etkileri hakkında net bilgiler yoktur.

Tanı

Erken yaşta damar tıkanıklığı geçirenlerde, ailesinde damar tıkanıklığı olanlarda, tekrarlayan gebelik kayıpları veya ölü doğumları olanlarda, gebeliklerinin erken aylarında başlayan hipertansyon, ödem veya bebekte gelişme geriliği olanlarda trombofilik hastalık olması süphesiyle trombofili paneli testleri yapılır.

Tedavi

Tedavi tamamen tespit edilen pıhtılaşma bozukluğuna özel olmakla beraber, bazen bir sorun tespit edilemediği hallerde dahi tedavi verildiği olur. Özellikle antitrombin III eksikliği olanlarda tromboemboli gelişme riski yüksek olduğundan, gebelik boyunca tam doz heparin (pıhtılaşmayı engelleyici ilaç) ve diğer kan sulandırıcı ilaçlar (küçük dozda aspirin) ile tedavi edilirler. Gebeliğin sonlanmasından sonra bir süre daha tedaviye devam edilmesi gerekebilir.

Şimdi belli başlı pıhtılaşma sorunlarını başlıklar halinde inceleyelim: 

Faktör V LEİDEN Mutasyonu

Faktör V (Faktör 5) kan pıhtılaşma sisteminde yer alan faktörlerden birisidir. Pıhtılaşma sisteminde 1 -12 şeklinde rakamlarla ifade edilen çeşitli faktörler ve Protein C, Protein S gibi maddeler rol alır. Bu maddelerin bazılarının eksikliği veya artışı durumlarında kanda fazla pıhtılaşma veya tam tersine pıhtılaşamama ve kolay kanama gibi problemler oluşabilmektedir.

Faktör V Leiden mutasyonu kalıtsal trombofililerden (pıhtılaşma bozukluklarından) birisidir. Faktör V Leiden mutasyonu denilen durumda Faktör V geninde bir nokta mutasyonu (G1691A) (yani gen bozukluğu) mevcuttur.

Yaklaşık 500 gebeden birinde Faktör V Leiden mutasyonu görülür. Faktör V Leiden mutasyonu ve ona bağlı aktive protein C rezistansı kalıtsal trombofililerin en sık nedenidir.

Faktör V Leiden geni açısından heterozigot bireylerde venöz tromboz riski ortalama 7 kat artarken homozigotlarda risk artışı yaklaşık 80 kat olmaktadır.

Faktör V Leiden mutasyonu olan gebelerde düşük, tekrarlayan gebelik kayıpları, preklampsi, gelişme geriliği, plasentanın rahimden erken ayrılması gibi durumlar normalda çok daha sık olabilir.

Faktör V Leiden tanısı, kan testi ve aktive Protein C rezistansı testi ile yapılır. Kan tahlilinde yapılacak DNA testi ile ile heterozigot ya da homozigot olduğu da belirlenir.

Tekrarlayan gebelik kayıpları olan ve Faktör V Leiden mutasyonu saptanan kadınlarda tedavi gebelik boyunca uygun dozda heparin denilen kan sulandırıcılar ile yapılır ve doktorun uygun gördüğü tarihe kadar devam edilir.

 

MTHFR Gen Mutasyonu – Hiperhomosisteinemi

Kalıtsal trombofililerden (pıhtılaşma bozukluklarından) bir diğeri olan MTHFR gen mutasyonunda metilentetrahidrofolat enzim geninde mutasyon sonucu kanda homosistein düzeyi artar ve bu kanda hiperhomosistein artışına ve pıhtılaşmada eğilime yol açar. En sık C677T diye adlandırılan bir genin mutasyonu görülür.

MTHFR mutasyonunun tekrarlayan gebelik kayıpları ile ilişkisi bilimsel çalışmalarda net olarak gösterilememiştir. Bilimsel çalışmaların bazıları MTHFR mutasyonu ile tekrarlayan düşükler arasında ilişki olduğunu gösterirken, birçok bilimsel çalışmada gebelik sırasında herhangi bir olumsuz etki gösterilememiştir.

MTHFR mutasyonu olan hastalarda folik asit seviyesi azaldığı için anne karnındaki bebekte, sinir sistemi, omurga ve beyinde anormal gelişim riskinin arttığı gösterilmiştir. Hem heterozigot, hem de homozigotlar için bu risk artmaktadır ama enteresan olan bazı çalışmalarda bu riskin heterozigotlarda daha yüksek olduğudur. Bu risk gebelik öncesinde ve sırasında folik asit tedavisi verilerek azaltılır. Bu hastalara ayrıca vitamin B12, vitamin B6 takviyesi de önerilebilir.

Aktif Protein C Rezistansı (APCR)

Aktive protein C rezistansı (direnci); Faktör V’in protein C’ye karşı direnç göstermesini tanımlamaktadır. Bu durumda pıhtılaşmada rol alan protein C Faktör V’i inaktive (etkisiz hale getirme) edemez. APCR kalıtsal trombofililerden (pıhtılaşma bozuklukları) biridir. Protein C’nin Faktör V’i inaktive edememesi durumunda pıhtılaşmada artış meydana gelir. Bu durumda pıhtılaşma ile ilgili tromboemboli gibi çeşitli hastalıklara ve gebelikte tekrarlayan düşükler gibi bazı problemlere sebep olur. Aktive protein C rezistansının en sık nedeni Faktör V Leiden mutasyonudur fakat tek neden bu değildir. APCR’li hastaların % 90’ında faktör V Leiden mutasyonu saptanmıştır. Faktör V Leiden mutasyonu ve ona bağlı aktive protein C rezistansı (APCR) kalıtsal trombofililerin en sık nedenidir.

Protrombin Gen Mutasyonu

Protrombin (Faktör II) G20210A gen mutasyonu kalıtsal trombofililerden (pıhtılaşma bozuklukları) birisidir ve Faktör V Leiden mutasyonundan sonra ikinci sıklıkta görülür. Protrombin genindeki mutasyondan dolayı kanda protrombin düzeyi artar ve bu da pıhtılaşmaya eğilim yaratır.

Protrombin G20210A gen mutasyonu olan gebelerde pıhtılaşma riski 10-15 kat artmaktadır. Taşıyıcı olanlarda da pıhtılaşma riski 2-3 kat artar.

Tanı genetik çalışma ile konulur.

Tekrarlayan gebelik kayıpları olan ve protrombin gen mutasyonu saptanan kadınlarda tedavi faktör V leiden de olduğu gibidir.


GEBELİK ve MYOMLAR

Miyomlar Rahim düz kas dokusundan kaynaklanan ve “iyi huylu” olarak kabul edilen urlardır.  Otuz yaş üstü kadınların %20-25’inde görülürler ve bu nedenle de gebelik döneminde de doğal olarak sıkça karşımıza çıkarlar. Genellikle yuvarlak pembemsi renktedirler ve rahimde her yerde bulunabilirler. Sıklıkla bir tane olmalarına karşın daha fazla sayıda da olabilirler.   Anne adayının yaşı ilerledikçe gebelikte miyom görülme olasılığı da artar.
Miyomlar yerleşim yerlerine göre adlandırılırlar ve ona göre de önem arz ederler; rahim iç tabakasıyla komşu olabilirler ve rahim iç boşluğuna doğru büyüyebilirler(submüköz myomlar), veya rahim kası içinde yerleşmiş olabilir (intramural myomlar), ya da rahimin dışına doğru yerleşmiş ve büyümüş olabilirler (subseröz myomlar).

Myomlar yerleşim yerine ve adetlerin yoğun veya ağrılı olmasına sebep olabilecekleri gibi, gebe kalmayı zorlaştırabilir, düşüklere sebep olabilir, erken doğuma sebep olabilir yada normal doğumu dahi engelleyebilirler. Myomların çoğu gebelik sürecinde, daha çok ve iyi kanlandıkları ve artan östrojen hormonuna bağlı olarak büyüme eğilimindedirler ve bu da gebeliğin çok daha ağrılı geçmesine de sebep olabilir.

Gebelik oluştuktan sonra gebelik ürününü bekleyen diğer bir problem de myom nedeni ile bebeğe yeteri kadar büyüyecek yer kalmamasıdır. Bu durumda ise erken doğum riskinin arttığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla miyomu olduğu bilinen bir anne adayının daha yakın takibi gerekir  Myom tanısı gebelik öncesi dönemde yapılan jinekolojik bir muayenede konulabileceği gibi gebelikte erken dönemde yapılan değerlendirmede de konur.

Gebelikte miyomların ortaya çıkardığı diğer riskler genel anlamda miyomun rahim içersinde yerleştiği yere ve miyomun boyut ve sayısına bağlıdır.   Özellikle submüköz veya intramural yerleşimli olanlar tekrarlayan düşüklere, erken doğum tehdidine, bebeğin normal yerleşimi olan baş aşağı dışında anormal bir pozisyonda yerleşmesine, plasentanın (çocuğun eşi) erken ayrılmasına (ablasyo), rahimin kasılmasını engelleyerek doğum sonrası aşırı kanamaya da neden olabilirler.   Yukarıda sayılan durumların çoğu sezaryan ile doğum gerektirdiğinden miyomu olan anne adaylarında sezaryanla doğum ihtimali artar.

Bazen hızlı büyüme neticesinde miyom yeterince beslenemediğinden dolaşımı aksar ve miyomda dejenerasyon (“bozulma”) denen durum ortaya çıkar. Bu durum kendini karında ve özellikle de miyomun bulunduğu bölgede ağrı şeklinde belli eder. Bu ağrı bazı durumlarda apandisit, plasentanın erken ayrılması ve erken doğum tehdidi gibi durumlarla karışabilir. Miyomda dejenerasyon en sık 20-22. haftalar arasında görülür ve doğum eyleminin başlamasına neden olabilir.

Gebelik döneminde en sık sorun yaratan miyomlar submüköz adı verilen rahimin içersine doğru büyümüş olanlar olduğundan bu tür miyomlar saptandıklarında genellikle gebe kalınmadan cerrahi yolla çıkarılması tercih edilir. Bunun için histeroskopi denilen, kamera ile vajinadan rahim içine girilerek yapılan teknik bir ameliyat tercih edilir.

İntramural ya da subseröz olan myomlar eğer ciddi kanama veya ağrılı adetlere sebep oluyorlar ise veya boyutları 4-6 cm.den büyük ise iyi bir değerlendirme sonrasında gebelik planmasından önce alınabilirler. Miyom çıkarılması için uygulanan operasyonlar ameliyat sonrası yapışıklık ve buna bağlı olarak da tüplerde tıkanıklığa yol açabileceklerinden operasyonu yapma kararı verilirken çok dikkatli olunmalıdır. Daha önceki bir gebelikte miyoma bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülen bir durumun varlığında (önceki gebelikte başka nedene bağlanamayan erken doğum, plasentanın erken ayrılması gibi), yeni bir gebelik öncesinde miyomun çıkarılması uygundur.

Gebelik döneminde miyom tanısı konmuş anne adayları tüm gebelik boyunca daha yakından takip edilir. Miyomu olan anne adayının her karın ağrısı şikayetini mutlaka doktoruna bildirmesi gerekir. Miyoma bağlı oluşabilecek istenmeyen durumların bebek ve anne adayına zarar vermemesi için anne adayının bu konuda duyarlı olması önemlidir. Gebelikte miyoma bağlı olarak oluşan en sık istenmeyen durum dejenerasyon (“bozulma”) ve buna bağlı olarak oluşan ağrıdır. Bu, yaklaşık %10 oranında gözlenir. Diğer ağrı nedenleri (apandisit, plasentanın erken ayrılması (ablasyo), erken doğum tehdidi gibi) de araştırıldıktan sonra, dejenerasyona bağlı olduğu düşünülen ağrı, ağrı kesicilerle tedavi edilmeye çalışılır.

Bazı miyomlar, yerleri ve boyutları nedeniyle doğum esnasında uterusun kasılmalarını olumsuz etkileyebilir yada rahim agzına yakın olan myomlar bebeğin doğum kanalına girişini engelleyebilirler. Bu durumlarda sezaryen ile doğuma geçilebilir. Sezaryan operasyonu esnasında miyom çıkarılması çok küçük ve dışa doğru büyümüş saplı myomların dışında aşırı kanamaya neden olabileceğinden genelde tercih edilmez. Daha önceden miyom operasyonu geçirmiş gebelerde özellikle çok şiddetli ağrı ve diğer bulguların varlığında nadir bir olasılık olsa da uterus rüptürü (rahimin yırtılması) da ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Miyomektomi operasyonları (miyom çıkarılması) esnasında rahimin kas tabakası hasar görebildiği için normal doğum sürecindeki kontraksiyonlar nedeniyle yırtılma riski söz konudur; bu nedenle çoğunlukla sezaryan ile doğum tercih edilir.

 

GEBELIKTE ENFEKSIYON HASTALIKLARI

TORCH olarak kısaltılmış adları ile anılan bazı enfeksiyonlar gebelikte geçirildikleri takdirde bebek kayıplarına ve sakatlıklara yol açabilen hastalıklar grubudur.

T: Toksoplasmozis

O: Others(“diğerleri”; örneğin Hepatitler, Suçiçeği ve HPV gibi)

R:Rubella (kızamıkçık)

C: Citomegalovirus

H: Herpes virus

 

Toksoplazmozis

Toksoplasma gondii adlı bir parazitin sebep olduğu bulaşıcı hastalıktır. Bağışıklık sistemi sağlıklı olanlarda ve gebe olmayan insanlarda bu enfeksiyon hafif grip benzeri şikayetler oluşturan sessiz bir hastalıktır ve çoğu zaman hastalığın geçirildiği fark edilmez. Türkiye’de yapılan çeşitli araştırmalarda üreme çağındaki kadınların %14’ünün bu hastalığı geçirmiş yani bağışıklığa sahip olduğu saptanmıştır. Hastalığa sebep olan parazitin 3 formu vardır.

1) Takizoit: hızlı çoğalan formu

2) Doku kisti: sessiz formu

3) Ookist: sadece kedilerin sindirim sisteminde yaşayabilen formu

Prensip olarak 3 şekilde insana bulaşabilir. En sık bulaşma şekli yeterince pişirilmemiş et ürünleri ile doku kisti formunun bulaşmasıdır. İkinci bulaşma yolu ise parazit ile enfekte olmuş eti yiyen kedilerin dışkısıyla atılan ookist formuyla kirlenmiş toprakla temas eden iyi yıkanmamış sebze ve meyvelerdir. Ookist formu uygun koşullarda 1 yıla yakın bulaşıcı olarak kalabilir. Üçüncü buluşma yolu ise annenin gebeliği sırasında toksoplasmozis geçirmesi ile plasentadan bebeğe hastalık geçmesidir. Evden dışarı salınmayan ve çiğ et yedirilmeyen ev kedilerinden bulaşma olmaz. Kediler tüylerini temizleyen hayvanlardır ve dışkıları tüylerinde bulunmaz. Dolayısıyla kediye dokunmak ile bulaşma olması mümkün değildir.

Toksoplasmozis bir kere geçirilir ve hayat boyu bağışıklık kazanılır. Dolayısıyla gebelikten önce bu hastalığı geçirmiş olanlarda hastalığı tekrar geçirmek mümkün değildir. Gebelik öncesinde Toksoplasmozise karşı oluşan antikorlardan Ig G tipi antikorun tespit edilmesi enfeksiyonun daha önce geçirildiğini gösterir. Ig G tipi antikor tespit edilmediği durumda kişi hastalığı geçirmemiştir. Dolayısıyla gebelik sırasında Toksoplazma parazitin bulaşma olasılığından korunmak için bir takım önlemler alınmalıdır.

• İyi pişmemiş et, çiğ et, iyi yıkandığından şüphe duyulan sebze ve meyve, pastörize olmamış süt tüketilmemelidir.

• Çiğ et ile temas edildikten sonra eller çok iyi yıkanmalıdır.

• Toprakla uğraşanlar mutlaka eldiven kullanmalıdırlar.

• Kedinizin evden çıkmasına izin vermeyin, çiğ et yedirmeyin.

• Kedinizin kumunu bir başka aile üyesinin değiştirmesini isteyin. Kedi kumu kabını 5 dakika kaynar suda bırakın böylece dezenfekte olacaktır. Eğer bu mümkün değilse mutlaka eldiven giyin ve sonrasında ellerinizi iyice yıkayın.

Gebelik sırasında geçirilen toksoplasmozis annede %90 şikayet oluşturmadan veya halsizlik kas ağrıları gibi sessiz şikayetlerle seyreder. Annenin aktif enfeksiyonu geçirdiği gebelik dönemine göre bebeğe bulaşma ve bebekte sorun oluşturma olasılığı değişir. Gebeliğin erken döneminde enfeksiyon geçirildiyse bebeğe bulaşma olasılığı düşük fakat bebek enfekte olursa hasar gelişme olasılığı fazladır. Gebeliğin son 3 ayında mikrop alındıysa %60 olasılıkla bebek toksoplasmozisli olarak doğacaktır. Bebeğe enfeksiyon bulaşacak olursa ultrasonda ventrikulomegali (beyin içi sıvı artışı), intrakranial kalsifikasyonlar (kafa içi kireçlenme), karaciğerde büyüme, asit (vücutta su toplama) izlenir. Sonuç olarak bebek rahim içindeyken kaybedilebilir, nörolojik (beyin ve sinir sistemi) anormallikleri ve körlük gelişebilir.

Tanı 

Fransa ve Avusturya gibi hastalık sıklığının yüksek olduğu ülkelerde bütün gebeler rutin olarak taranmaktadır. Ülkemizdeyse hastaneden hastaneye değişen uygulamalar vardır. Anne kanında Toksoplasma’ya karşı gelişen Ig G ve Ig M antikorları bakılır.

Ig M Ig G
Hastalık geçirilmemiş ve bağışıklık yok Negatif Negatif
Hastalık geçirilmiş ve bağışıklık var Negatif Pozitif
Akut hastalık var bağışıklık yok Pozitif Negatif
Akut hastalık Negatif 3 hafta arayla iki kez bakıldığında seviye 4 kat arttıysa veya ilk bakıldığında negatif ikinci bakıldığında pozitif ise

Tanı yukarıdaki tablodaki gibi ne yazık ki her zaman kolay olmaz. Bazen şüpheli pozitif denilen, doğruluğundan ve hastalığın varlığından emin olunamayan sonuçlar ile karşılaşılabilir. Ig M tipi antikorlar aktif enfeksiyon göstergesi olsa da bazen akut safha geçtiği halde 1 yıla kadar pozitif kalabimektedirler. Ig G avidite testi ile sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir. Yüksek avidite hastalığın daha önceden geçirilmiş olduğunu göstererek aktif hastalığı dışlar. Annede aktif hastalık saptandığında bebeğe mikrobun bulaşıp bulaşmadığı ise amniosentezle alınan amnion sıvısında PCR yöntemiyle parazit DNA’sı aranarak anlaşılır.

Tedavi 

Annede enfeksiyon tespit edilir edilmez hemen spiramycin 3 gr başlanmalıdır. Bebekte enfeksiyon tespit edildiğinde ise tedaviye primetamin/sulfodiazin eklenir. Tedavi, enfeksiyonun anneden bebeğe bulaşmasını önlemez ama bebekte oluşabilecek sakatlıkların şiddetini azaltır. 26. gebelik haftasından önce bebeğe hastalığın bulaştığı ispatlanırsa aileyle gebeliği sonlandırma seçeneği tartışılmalıdır.

Rubella (Kızamıkçık)

Damlacık yoluyla bulaşan viral döküntülü bir hastalıktır. 2-3 hafta kuluçka süresinden sonra hastada yüzden başlayıp sırasıyla gövdeye, kollara, bacaklara yayılan ve 3 gün içinde kaybolan döküntüler oluşur. Ateş, eklem ağrıları kulak arkası ve ensedeki lenf bezlerinde şişme ile karakterizedir. Çocuklarda ve erişkinlerde hafif seyirli bir hastalık olmasına rağmen gebelik sırasında geçirildiğinde bebek için tehlikeli olabilir. Doğumsal Rubella Hastalığında bebekte oluşabilen hastalıkları 3 başlıkta toplayabiliriz.

1. Göz: katarakt, retinopati, mikroftalmi (küçük gözler), glokom (körlükle sonuçlanabilir)

2. Kalp: kalpten çıkan ana damarlarda darlık, kalpte delik

3. Kulak: sağırlık

Kızamıkçıklı bir hastayla temas ettiğinizden şüphe ediyorsanız öncelikli olarak Rubella Ig G bakılır. Ig G pozitifse hastalığı daha önce geçirmişsiniz demektir. Eğer Ig G negatifse iki kez 3 hafta arayla Rubella IgM bakılıp negatif olduğu doğrulanmalıdır. Ig M negatifse mikrop size bulaşmamış demektir ve endişe edilecek bir durum yoktur. Rubella Ig M pozitifse mikrop bulaşmış ve aktif hastalık geçiriliyor anlamına gelir ki bu durumda ne yapılacağının kararı gebelik haftasına göre verilmelidir. Gebeliğin ilk 3 ayında mikrop alındıysa bebeğe bulaşma olasılığı yüksektir ve gebeliği sonlandırma seçeneği tartışılmalıdır. Gebeliğin geç dönemimde enfeksiyon geçiriliyorsa bebeğe bulaşma olasılığı düşüktür. Kordon kanında Rubella antikorları araştırılarak bebeğe hastalığın bulaşıp bulaşmadığı saptanabilir. Rubella ile enfekte doğan bebekler aylarca virüs yayabilir. Bu nedenle hastalık için riskli olanlardan (diğer yeni doğanlar, gebeler gibi) izole edilmelidir.

CMV 

CMV (sitomegalovirus) bir DNA virusudur. CMV vücut sıvılarında bulunur ve insandan insana yakın temas veya cinsel ilişki ile bulaşır. CMV ile enfekte olan insanların çoğunda şikayet olmazken ancak %15’lik kısmında grip benzeri boğaz ağrısı, ateş, eklem ağrısı, lenf bezlerinde büyüme gibi şikayetler olur. İlk bulaşmayı takiben virus latent (gizli) hale geçer ve periyodik olarak tekrar aktive olur. Erişkinlerin yaklaşık %85’i hastalığı daha önce geçirmiştir. Fakat hastalığın geçirilmiş olması hastalığın tekrar aktive olmasını veya kişinin yeniden enfekte olmasını ne yazık ki engellemez. Gebelik sırasında enfeksiyonu ilk kez geçirenlerde mükerrer kez enfeksiyonu geçirenlere kıyasla doğumsal sorunların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Enfeksiyonun bebeğe bulaşması riski gebeliğin ilk yarısında daha yüksektir. CMV ‘ye bağlı düşük doğum ağırlığı, mental gerilik, sarılık, karaciğer ve dalakta büyüme, kanama problemleri, görme ve işitme sorunları gelişebilir. Annedeki CMV enfeksiyonunu veya bebeğe bulaşmasını önleyen bir tedavi yoktur. Tanıda CMV’e özel Ig M ve IgG tipi antikorlara bakılır ve sonuçlara göre Ig G avidite testi eklenir.

CMV Ig G negatif, Ig M negatif: CMV ile karşılaşmamış birey CMV Ig G pozitif, Ig M negatif, Ig G avidite yüksek: Gizli CMV enfeksiyonu . İleri araştırmaya gerek yoktur.

CMV Ig G pozitif, Ig M pozitif, Ig G aviditesi yüksek: Tekrar eden CMV enfeksiyonu. Sadece seri ultrason muyaneleri ile takip edilir.

CMV Ig G pozitif, Ig M pozitif, Ig G aviditesi düşük: İlk kez hastalık geçiriliyor anlamına gelir. Ultrason ile takip edilmesi ve amniosentezle amniotik sıvıda PCR yöntemiyle CMV araştırılması gereklidir.

Gebelik sırasında ilk kez CMV enfeksiyonu geçirdiği kanıtlanan hastalarda karar vermek zordur. Çünkü her ne kadar gebeliğin ilk yarısında geçirilen enfeksiyonun bebeğe bulaşıcılığı daha yüksek olsa da bebeklerin ciddi bir kısmı da normal olarak gelişir ve doğumsal sorunları olmaz. Ayrıca ilk kez hastalığın gebelik sırasında geçirilmesi durumunda oluşabilecek doğumsal hasarların şiddeti de kesin olarak tahmin edilemez.

CMV’den korunmak için aşı yoktur. Fakat bazı önlemler alınabilir. Temel hijyen kurallarına uyulması ve bunlar içinde özellikle en az 20 saniye sabunla ellerin yıkanması çok önemlidir. Enfeksiyon sıklıkla çocukluk çağında geçirilir ve enfeksiyonu henüz geçirmemiş olan erişkinlere virüs kreş ya da okul gibi toplu yerlerde virüsü alan 2-3 yaş grubu çocuklardan geçer. Vücut sıvılarıyla bulaşma olduğundan dolayı bu yaş grubu çocuğu olanların çocuklarıyla yiyecek içecek paylaşmaması önerilir. Anaokulu ve ilkokul çalışanlarının daha önce enfeksiyonu geçirmedilerse 2.5 yaş altı çocuklarla mümkün olduğunca temastan kaçınmaları önerilir.

Herpes

Herpes simplex tip1 ve tip 2 olmak üzere iki çeşidi vardır. HSV tip 1 her türlü herpetik hastalıklara yol açabilirken, tip 2 sadece genital herpetik hastalıklardan sorumludur. HSV tip I klasik olarak ağız ve dudak çevresindeki uçukların nedenidir. Virüs cinsel yolla (HSV tip 2) yada hastalık sırasında direkt yaraya temasla bulaşır. Virüsle bir kez bulaştıktan sonra vücuttaki sinir köklerinde latent (gizli) döneme geçer ve ömür boyu vücutta kalır; bu nedenle de kalıcı bağışıklık sağlanmaz. Dönem dönem virüs aktive olup tekrar hastalığa ve şikayetlere neden olabilir.

Genital Herpes Enfeksiyonu

Primer Enfeksiyon: İlk kez virus bulaştığında ortaya çıkan hastalıktır. Genellikle neden HSV tip 2’dir. HSV tip 2 bulaşan her hastada hastalık bulguları oluşmaz. Virusle temas etmiş insanların sadece 1/3’ünde klasik hastalık tablosu oluşur. Genital bölgede, ağız çevresinde oluşan uçuklara benzer lezyonlar ve yaralar meydana gelir. Primer enfeksiyonda virusun alınmasından sonraki 3-6 gün içinde genital bölgede kırmızılık, kaşıntı başlayıp, ağrılı içi sıvı dolu ufak lezyonlara (vezikül) dönüşür. Kasıklardaki lenf bezleri şişer ve ağrılı hale gelirler. Veziküller açılır ve ağrılı açık yaralara dönüşürer. 2-4 hafta içinde bütün şikayetler ortadan kaybolur.

Reküren (tekrarlayan) enfeksiyon: Genellikle geçirilen ilk hastalıktan sonra oluşan alevlenmelere denir ve daha az şiddetlidirler ve hafif şekilde atlatılırlar.

Bebeğe Herpes enfeksiyonu 3 şekilde geçebilir.

1) Bebek rahimdeyken plasenta aracılığı ile (%5)

2) Doğum sırasında (%85)

3) Doğum sonrasında (%10)

Erken gebelik döneminde ilk kez geçirilen herpes enfeksiyonunun yapılan araştırmalarda düşük riskini arttırmadığı bulunmuştur. Fakat gebeliğin ilerleyen dönemlerinde erken doğum riskini arttırdığı saptanmıştır. Gebelikte HSV kapılması nadir bir olay olduğundan yeni doğanda herpes enfeksiyonu sık karşılaşılan bir durum değildir. Gebelikte ilk kez herpes enfeksiyonu geçiriliyor olması daha sık yeni doğan herpesine neden olurken reküren (tekrarlayan) enfeksiyon geçiren gebelerde yeni doğan herpesi oldukça nadir olarak (%4-5) görülür. Yeni doğanda herpes hastalığı 3 şekilde meydana gelir: %45’inde deri, göz ve ağız (iyi seyirli), %30’unda merkezi sinir sistemi (kötü seyirli), %25’inde organ sistemleri (kötü seyirli) etkilenir. Yaygın organ tutulumu olmayan herpes hastalığı olanlar antiviral tedaviye iyi cevap verir. Fakat yaygın tutulum olan bebeklerde tedaviye rağmen hastalık %30 ölümle sonuçlanır ve yaşayanların da yarıya yakınında kalıcı hasarlar kalır. Gebelikte tekrarlayan genital herpes alevlenmeleri olan hastalara 36. haftadan itibaren doğuma kadar asiklovir verilerek hastalık baskılanır. Bu ilacın gebelikte kullanımı güvenlidir. Doğum eylemi başladığı sırada ya da annenin suyu geldiğinde genital bölgede yukarda bahsedilen yaralar yoksa normal doğum tercih yaptırılabilir fakat söz konusu zamanda herpetik lezyonlar izleniyorsa sezaryen ile doğum yapılması önerilir. Anne bebekten ayrılmamalıdır. Bebeğin annenin hastalığından etkilenip etkilenmediği araştırılmalıdır. Anne asiklovir kullanırken anne sütü vermesinde bir sakınca yoktur. Annenin en başta dikkatli el yıkamak olmak üzere temel hijyen kurallarına uyması doğum sonrası bebeğe hastalığın bulaşmasını önlemede esastır.

 

Suçiçeği (Varicella Zoster) 

Hastalığın etkeni Herpes virus ailesinden varicella zoster adlı bir türdür. Erişkinlerin %95’i enfeksiyonu geçirmiş ve bağışıktır. Enfeksiyona karşı bağışıklığı olmayan suçiçeği geçirmemiş ergenlerde ve erişkinlerde 2 doz olacak şekilde suçiçeği aşısı yapılması önerilir. Gebelerde bu aşı canlı virüs aşısı olduğundan uygulanması önerilmez. Suçiçeği geçiren bir hasta ile temas eden gebeye daha önce suçiçeği geçirmediyse 96 saat içinde varicella zoster immunglobulini yapılmalıdır. Anne hastalığı daha önce geçirip geçirmediğini bilmiyorsa kanda Varicella Ig G antikoruna bakılır. Gebeliği sırasında suçiçeği geçirildiği takdirde bulaşıcılık ve doğumsal varicella hastalığı bakımından özellikle 13–20. gebelik haftası risklidir. Doğumsal varicella hastalığında bebekte göz, beyin ve böbrek etkilenir. Cilt ve kemikte şekil bozuklukları gelişir. Gebeliğin son dönemlerinde annenin suçiçeği geçirmesi durumunda ise bebekte sadece suçiçeği döküntüleri olur. Eğer annede suçiçeği doğumdan önceki 5 gün içinde veya doğumdan sonraki 2 hafta içinde ortaya çıkarsa anneden bebeğe hastalıktan koruyacak olan antikorlar daha geçmemiş olduğundan bebeğe mutlaka varicella zoster immunglobulini yapılmalıdır.

HPV Enfeksiyonu (Kondilomlar) 

Sıklıkla HPV tip 6 ve 11dış genital siğillerden sorumlu virüslerdir. Gebelikte genital siğil tespit edildiğinde lezyonlar genellikle doğumdan sonra azalır veya yok olurlar. Dolayısıyla gebelikte genital siğillerin mutlaka tedavi edilmesi gerekmez. Gebelikte tedavide asetik asit, kriyoterapi veya lazer ablasyon kullanılabilir. Diğer tedavi yöntemleri bebeğe olumsuz etkileri olasılığı nedeniyle tercih edilmez. Doğum sırasında HPV’nin bebeğe bulaşması oldukça nadir görülür. Vajen içinde aktif siğilleri bulunan kadınlarda sezaryen ile doğum önerilmektedir.

 

Üye Ol
Bildir
303 Yorum
En Eski
En Yeni
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör

Merabalar hocam ben daha önce ilk çocuğunda preklamsi gecirmistim ondan önce çocukta suyunun azalması ve iç organlarının yeterli çalışmadığı ve benden yeterli derecede protein alamadı söylenmişti ve cocun artık yasayamicani genelini sonlandırmak istediler ben sonlandırması tansiyon yükseklinden preklamsi geçirdim şimdi yine hamileyin tansiyonum kontrol altında fakat çocuk haftasına gore 2 hafta geride gözüküyor ve idrarında az miktarda protein eksikli çıktı acaba geriligimin bununla bi ilgisi varmı ve dahada gelişmesi gerilermi hocam şuan 21 hafta 4 günlük gözüküyor 435 grm ama son adet tarihim 24 haziran

Hocam merhaba,
Trombofili paneli testi gebeligin herhangi bir doneminde yapilabilir mi? Yoksa gebelik durumu yokken yaptirmak mi daha uygundur? Kurtajdan sonra test icin beklenmesi gereken bir sure var midir?
Tesekkurler.

Hocam merhaba,
Kaybolan ikiZ sendromuyla ilgili bilgiler verebilirmisiniz acaba? Riskler,geri kalan bebeĝe zarari olurmu?
Tesekurler

hocam selam.. s7 yıl önce tanı konmuş Alopesi Universalis teşhisim var..
bizzat yanıt yazdıgınızı gördüm aslında biraz şaşırdım.

41 yasında tekrar evlendim ve 2 defa hamile kaldım.. ilki 6. haftada gelişimi durdu ve 7. haftada kanamam başladı dolayısıyla düşük yaptım. kürtaj olmadım. 15 gun kanamam sürdü ve bitti. tekrar adet olmadan yine hamile kaldım şu an 7. haftadayım beta hcg degerim 14.000 .. bugun hafif agrı ve kanamam başladı ufak bir pıhtı da attım..
sizce bağısıklık sistemini baskılayan Alopesi ile bu düşüklerimin ilgiis var mı?
(onceki evliligimden saglıklı bir hamilelik ve su an 15 yasındna olan bir oglum var)

Gunaydin doktor bey.Özűr dilerim rahatsiz etdiyim icin. 36 yasinda tup bebekle ikizlerime 22+3 hamileyim.
ama ayrintili ultrason dr iceriden 19mm genislenme var dedi..
Yorum : kollumda funnelling mevcut. Funnel genisligi 19 mm kollum uzunlugu 22 mm toplamda 41 mm.
cok korkuyorum. Serklajmi , pessarimi ,tedavimi bilmiyorum ne yapalim. Ben cok tedirginim..Sizin fikriniz çok önemli,
Ne yapalim Doktor?

İyi akşamlar Cüneyt bey, aralık ayında 8haftalık bebeğim kalbi durduğu için hamileliğim sonlandı.677 değerim homozigot çıktı. Şuan yeniden 4 haftalık hamileyim.aspirin veya iğneye başlamam gerekli mi gerekiyorsa ne zaman başlamalıyım geç mi kaldım.lütfen yardımcı olur musunuz? Teşekkürler

Çok teşekkür ederim ilginiz için iyi günler

Mrb 25 yaşındayım ve 4 yıllık evliyim.eşimle rh uyumsuzluğu ve bende pihtilasma mevcuttur sperm tahlilinde herhangi bir problem yok. İlkinde dış gebelik 2. 22 haftalik erken dogum 3. İse ucuz boş gebelik geçirdim ve kurtaj oldum.klomen tedavisi ile oldu hepsi.ben tekrar ilaçlarla tedaviye devam etmeliyim yoksa yoksa asilamaya mi gecmeliyim. Beni tecrübeli bi doktorun yönlendirmesi ne ihtiyacım var.bulundugum ilçede pek doktor seçeneği yok deneme tahtası olmaktan yoruldum lütfen yardım edin

Hocam 22 haftalik erken doğumda herhangi bir problem yokken kasılma şikayeti ile gittim.ve nidilat ve serum ile engellenemedi bir hafta sonunda doğum gerçekleşti rahim ağzı yetmezliği ne bakıldı yok kanamam yoktu ve suyu da gelmedi sanci sonucu oldu bebek kalp atislari normaldi.dis gebelik ise metetorax ile müdahale edilerek düşürüldü. Operasyon geçirmeden. Hsg normal kromozom tahlili normal sadece pihtilasma cikti clexane vurundum son boş gebelikte oda zaten kurtaj la sonuçlandı. Tekrardan klomen ile devam etmeliyim sizce cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.

Cok sağolun ıyki varsınız teşekkür ederim

Hocam bu ay ilk defa tedavisiz hamile olduğumu öğrendim ilk kan tahlili 3089 iki gün sonra 5525 son adet tarihim 4 Şubat 2016.5+5 iken hastaneye gittim doktor kese gordu fakat yine içi boş suan dedi ve bhcg hormonu yükselişi pek iyi bulmadi.1 hafta sonra tekrar bakacak hocam sorum şu ki: boş gebelik yine tekrar edermi yine bu talihsizlikelr zinciri devam edermi çok merak ediyorum zaman durdu sanki varmi bole bi hastanız rastladığınız kromozom tahlilim normal ama eşiminkinin sonucunu almadık acaba onunla ilgili bi şey mi henüz bu teşhisi koymadi ama eğer olurda bole olursa teşekkür ederim cvbnz için 🙁

Hocam tekrar Merhaba .size daha öncede yazmıştım suan normal yolla hamile kaldım ve 14 haftalk olduk .22 haftalik kaybettiğim gebelikte rahim ağzı o kadar sanciya rağmen acilmamisti ama artik sancılar durmayın ca kısal di ve doğum gerceklesti.iki gün önce rahim ağzı olcumu 3cm cikti ve bu bana biraz sanki kısa gibi geldi normalde ne olmalı bilmiyorum ama dikis artırmak için geç kalmaktan korkuyorum açıkçası bana ne önerirsiniz. acaba açıklık vardida banami demedi ler yada o hengamede benmi anlamadım diye düşünüyorum sizce attirmalimiyim 15 günde bir olCum yaptiriyorum Teşekkürler

Cüneyt hocam tekrar Merhaba. Suan 18 haftalik olduk ve rahim ağzı 2 hafta arayla ölçüldü ilki 43mm ikincisi 41mm .hemen hemen hiç kisalma yok.fakat iki üç gün arayla yine kasılma oldu ve hemen unv hastanesinde takip eden hocaya gittik.proloton depot progestan 100 kullanmaya başlamamı söyledi haftada bir igne yapılıyorum.ıdrar yolu enfeksiyonu hic yok sadece rahim agzinda mantar vardi fitil kullandim.açılma yok ki dikis atayım dedi .benim sorum şu ki ; bu kasilmalarin sebebi ne olabilir soruyorum cevap vermiyor hiç mi bole bi hastanız olmadı neden tekrar eder yumurta gibi sisip trkrar iner anlamıyorum bi rahatsızlığım varsa adı konulsa en azından tedavi olurum diye düşünüyorum.diğer gebelik kaybı da bole baslamisti lütfen bsy söyleyin bunu da kaybedersem bende yaşayamam artık. Atatürk unv hastanesi ne gdyorum lütfen cevap verin bana

Hocam tekrar Merhaba suan 33 hafta lik hamiel yim size daha öncede yazmıştım 1 aydır hastanede yatıyorum ve serum şeklinde prepar ampul alıyorum damar yollarım bitti tükendi artık kasilmaları başka hiç bsy durdurmuyor ılaci bırakınca hemen başlıyor .bu ilacın hapı ile devam etmek isteidm ama bulamıyorum bu dördüncü gebelik ve cok zor elde ettim ne olur başka bir ılaci yokmu bu serumu n kollarım kalkmiyor artık. Ayakalrimdan vericekler bulamazsak yalvaririm bilginiz varsa paylaşın benle yerine kullanılacak başka bsey yokmu lutfennn???daha bebek 1700 gr küçük yardım edin allah rızası icin

Mraba doktor bey öncelikle bu soruya verceniz yanıt benim için çok önemli lütfen bana geri dönüş yapın…şimdiden verceniz yanıt ve yardiminiz için çok tesekkur ederim….hocam ben 30 haftalik hamileyim ve hamileligimi öğrendim gün hibor 3.500 kullanmamiiiii söyledi….ama pihtilasma için falan hiçbir test yapılmadı sadce hormon testi hamilemiyim die öğrenmek için kan tahlili yaptrdim.snra bunu kullan dedi gerekçe olarakda kıymetli gebelik dedi…besinciii ayimaaa kadar kullandım ve bazı problemlerden dolayı doktoru mu değiştirdim bu doktoru da birak dedi bunu yazmak için ne gerekçe sundular dedi bende kıymetli gebelik dedim güldü…kurtajin yok dusüğün yok ilk hamileliğin dedi benim icin kullanmanın hiçbir faydası yok birak dedi ve iki aydır kullanmıyorum…sadece su var bir bucuk yillik evliyim ilk 6 ay hicbir kimyasal kullanmadan esim korundu snra istedik 4 ay snra oldu…ama sorun olur dediler icim hiç rahat deil kullanmaya tekrar basliyayimmi yada bunun bir tahlili falan yokmu kan pihtilasmasi varmi yokmu die lütfen bana cevap verin allah korusun birşey olursa yasiyamam:(:(:(

Çok tesekkur ederim….yardiminiz ve bilginiz icin

Çok tesekkur ederim iyi varsınız için rahatladi

hocam merhaba 30 yaşındayım ilk hamileliğimdi 16 haftalık hamileydim yoğun kanamayla birlikte hastanede tedavi gördüm bebeğin suyunda azalma olduğu için bebeğin kalbi durdu. bebeğin patoloji sonuçlarında hiç bir sıkıntı çıkmadı. genetik test yaptırdım heterozigot taşıyıcısı olduğum söylendi nasıl bir tedavi yöntemi izlemeliyim yardımcı olursanız sevinirim simdiden teşekkürler.

Merhaba Cüneyt bey:
Benim ilk hamileliğim 677 homozigot ile pıhtılaşma olduğu için 8haftalıkken sona erdi.şimdi tekrar hamileyim fakat gittiğim Dr un biri hemen kürtaj hiç gelişmemiş dedi. Diğeri tek yumurta ikizi bekleyelim dedi. Bunun üzerine ben beta hcg me baktırdım.1. Gün 38.000 çıktı.2.gün 32.000 çıktı. 3.gün 42.500 çıktı.değerin düşüp yükselmesi normal mi sizce? Hamileliğim 7+1 görünüyor. Pıhtılaşma için günlük clexcan 4000 kullanıyordum.yetersiz olursa diye 4.haftada 6000doza geçtim.size sorum hcg iniş çıkışı normal mi.ve iğne dozum homozigot için uygun mu? Ve son olarak tek yumurta ikizinde bebeklerin geç gelişmesi normalmi?Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.çok teşekkür ederim.İyi çalışmalar

Merhaba hocam, benim yine kaybolan ikiz sendromuyla ilgili sorum olacak.Geriye kalan ikizde kimerizm olasılĝı var mı?Kaybolan ikizin DNAsı, ne oluyor?Benim korkum eşcinsellik, ve bu ultrasonla tespit edilebilirmi?

Size çoooook teşekür ederim hocam.Bulgaristandan selamlar..

Artık hiç şuphelerim kalmadı ama ben çiftcinsellik,yani hermafrodizm yerine çok saçma bişey yazmışım-eşcinsel,türkçem okadar anca, şimdi farkettim,sizden cevap beklemiyorum,sadece düzeltmek istedim.

Merhaba hocam. 14+4 günlük ikiz gebeliğim var . servikal uzunluk 3,1 ölçüldü . Bu düsuk bir ölçümüdür. Birde ikiz gebeliklerde servikal Serkan yapılıyor mu ?
Çok tesekkurler.

Teşekkür ederim hocam. Zorunlu olsa da serklaj yapılamıyor değil mi? Son bir sorumda daha oncede belirttiğim gibi 20 gündür kanaman devam ediyor arada azalıyor. 20 günde 2 büyük Kanana geçirdim. En son salı gecesiydi. Simdi mukuslu bazen pembe bazen kahverengi bazrnfrkırmızı akintioluyor. Silince geliyor. Ama cok mukuslu. Mukuslu kanamanin sebebi nedir acaba? İlginiz ve anlayışınız icin teşekkürler , keşke herkesimizin gibi olsa…

İi gunler hocam ben zorlu bi hamilelik gecirdim gebelige baglı tansiyon we ona ragmen oglumu kucama aldım we benim size sorum ben dogum kontrol hapı kullana bilirmiyim yardımcı olun ltf doktorum kullana bilirsin dedi ama internette atastrmama gore tansiyonu olan hastalar kllanam dio bu kunuda ltfn aydınlatın beni tsklrler smdiden

merhabalar hocam benim 20 yaşında 34 haftalık bir kız bebek dünyaya getiridim kızım sağlıklı ve yaşıyor çok şükğr.
22 yaşında 22 haftalık erken doğğumla bebeğimi kaybettim solunum yetmezliğine bağlı kaybettik sadece 1 saat yaşaya bildi. şuan 23 yaşında 7 haftalık hamileyim tekrar erken doğum yaşarmıyır. tahlillerimde bir sorun yok sadece MTHFR (C677T) C/ C T/ T HOMOZİGOT MUTOSYON çıktı bu nudemek oluyor bana yardımcı olursanız çok sevinirim tekrar erken doğum yapmaktan korkuyorum 3. ebeliğim ve 2. bebeğimi erken doğumla kaybettim. 1. bebeğimde 34 haftalık erken doğdu. ne yapmam lazım teşekkürler

Cok tsk ederm peki gebelik tansiyon degil de hiper tansiyon olsa bile kllana blirmiyim hocam olsa

Hocam tekrar rhatsız ediyrum ltfn hkkınızı helal edin ama kafama bi soru daha tkıldı dktrum kllana bilirsin hap demesine ragmen intrnet te arastırmamda dogum kntrol hapları hem yuksek tnsiyonu olanında yksltyormus gebelikten kalma olan tansiyonuda yksltyrmus ne kdar dgru ltfn aydınltn bni hapı iciyrm ama korkarak iciyrum iki gundur tsklr smdiden

Hocam hap kullndım 3 gun tansiyonm 14 oldu yanı dogum konturol hapı tansiyonumu yükseltti internette yazdıgı gibi we sorum su hap yukselttigi icin aylık yada 3 aylık igne kullana blirmiyim tskrlr

hocam merhaba Adıyaman’dan yazıyorum 35 haftalık gebeyim 34. haftada normal kontrollerime gittiğimde doktorum bebeğin karın boşluğunda asit tespit etti asitin sadece karın boşluğunda olduğunu diğer organlara bulaşmadığını bebeğin beynindeki kan akışının kalp atışlarının gayet iyi olduğunu söyledi ve beni Gaziantep ilinde başka bir prof a yönlendirdi benden kan testi ve parvovirüs testi yaptırdı bütün testlerim negatif sonuç aldık Gaziantep’teki doktorumuzda sıvının neyden kaynaklandığı bulamadı 1 hafta sonra tekrar kontrole gittiğimizde sıvının sabit olarak durduğunu ne azaldığını ne de arttığını söyledi 2 hafta sonra tekrar görünmemi istedi gebeliğimin riskli olduğunu çocuğunu kaybetme durumun bile olabilir dedi sizin tavsiyeniz neler olabilir erken doğum düşünülebilir mi…

Mthfr 677 homozigot,faktör v leiden heterozigot,faktör xııı heterezigot, paı 4g/4g olarak 4 mutasyonum var ilk gebeliğimim 6.haftasında fark edildi ve clexane 0.4 ve coraspirin aynı zamanda vitamin olarak ımom kullanıyordum ama olmadı 10 haftalık bebeğimin kalp atışları durdu, şimdi yeniden gebelik düşünüyoruz folik asit ve coraspirine başladım gebeliği öğrenir öğrenmezde iğneye ama dozla ilgili çelişkiler var 0.4 mü 0.6 mı diye yarcımcı olursanız çokk sevinirim gerçekn

1.70 boy 92 kilo siZinde fikrinizi merak ediyorm açıkcası

İlginize gerçekten çok teşekkür ederim son bir sorum olucak 11 nisanda zorunlu düşk sonrası kürtaj oldu 15 gün sonraki kontrolde herşeyin normal olduğunu söyledi iyi olduğumu 10 mayısta ilk reglimi oldum şimdi korunmayı düşünmüyorum sizce 1 ay daha beklenmelimi , folik asit ve coraspirine başladım ayrıca.

Hocam merhabalar esim 7 haftalık hamile.hamile kalmadan önce 3 şubat 1.doz 8 martta 2.doz su çiçeği ve kızamık aşısı ayni anda vuruldu.son adet tarihi 5 nisan…son dozdan sonra yaklaşık bir ay sure geçti gebelik oldu…bebeğimiz için sıkıntı olabilir mi üç ay beklenmeli diyorlar cevap verirseniz çok sevinirim bir ay yeterli bi suremidir

Tesekkur ederim

Hocam esim kızamık ve kızamıkcıga bağışıklığı vardı fakat kabakulak yoktu bu asilar üçlü olduğu için vuruldu
Su çiçeği için nekadar beklenmeli hocam

merhaba hocam ben 7 mayısta şiddetli kasılma ve sonrasında kanama şikayetiyle gittiğim hastanede 22 haftalık bebeğimi kaybettim. Gittiğimizde bebeğim canlıydı ancak kasılma ve kanama durdurulamadığı için doktorum gebeliği sonlandırmak zorundayız dedi ve normal doğum yaptım. plasentanın erken ayrılması dedi doktorum. öncesinde hiç bir şikayetim yoktu sorunsuz bir hamilelik geçirirken böyle bir şok yaşadık. Şimdi tekrar bebek istiyoruz bunun için en erken ne zaman hamile kalabilirim? 2-3ay içinde hamile kalmamın riskleri nelerdir? 2. gebeliğimde de aynı sıkıntıyı yaşamamak için gebelik öncesinde ya da hamileliği öğrenince alınabilecek önlemler nelerdir acaba? Teşekkür ederim şimdiden.

Iyi günler hocam, benim üç gebelik kaybim var bir tanesi dış gebelik. Rahim filmi temiz, hormon tahlilleri normal, polip ameliyatı oldum, eşimle kromozom tahlilleri de normal. Sadece genetik tahlilde faktör5 leiden heterezigot ve mthfr heterezigot çıktı. Şimdiye kadar hiç tedavi görmedim. Başka herhangi genetik tahlil yaptimami yada başka araştırma önerir misiniz? Yasim 33. Doktorum hamile olunca igneye baslariz dedi ve üç ay folik asit ve B vitamini ilactan sonra cocuk düşünün dedi. Coraspini soylemedi onu da kullanmalimiyim (ne zaman). Baska ilac yada balik yagi tavsiye eder misiniz. Kusura bakmayin nolur cok soru sordum ama kayiplarim çok sancili gecti. Bir de hocam rahim agzi yetmezligine de baktirayim mi ( ne zaman). Şimdiden çok teşekkür ederim.

Hayirli gunler cuneyt bey. Gecen 9 haziranda igneli asilama ile olan ikiz bebeklerimi agrisiz bir sekilde suyu ggelip normal dogumla kaybettim. Yaziniza gore servikal yetmezlik olabilir mi. Simdi yine igneli asilama ile 12 haftalik gebeyim. Acaba rahim agzi olcumu yaptirmam gerekir mi. Eger olcum yaptirirsam dikis atilmasi sart mi. Olcum yapilmasinda bir risk var mi. Birde 10 saatlik yola seyahat etmemde problem var mi. Simdiden tesekkurler. Keske istanbulda olsaydiniz.

17. Haftada kaybettim. Evet ölçüm yaptırmadım. Doktorum yaptırmam riskli gibi tedirgin davrandığı için korkuyorum. Ve bu konuda uzman bir doktorda bulamadım. Çapada aşılama oldum ve muayenem hem orada hem başka bir doktor.a gidiyorum. Dün 2. Düzey usg ye gittim. Doktora ölçüm yaparmısınız dedim. Önceki ilizmiş bunda gerek yok dedi. Çok tedirginim ve korkuyorum. Cevanınız için teşekkürler

Merhaba hocam ben 20haftalik tek yumurta monokaryonik diamniyotik ikiz gebeliğim var ve şuan suyum fazla çıktı( dört kadran iki bebek katili 28.8cm ) bunun bir tedavisi varmı acaba

Merhaba ben 13 haftalik hamileyim ikizlere. Yan ve ust uste duruyormus bebekler. Sonradan kafalari asagiya gelir mi? Normal dogum sansim olur mu? Ben ikiz olduklarini ogrenmeden once normal dogum istiyordum. Bebeklerin pozisyonu eger degisebiliyorsa onlara yardimci olmak icin ne yapmam gerek

Merhaba hocam ocak ayında size yazmıştım.sorumu cevaplamissiniz çok teşekkür ederim. 2 düşük yaptigimi ve bağışıklık sistemimin düşük olduğunu. İge değerim 0.1 diye bahsetmiştim. Bir sorun daha çıktı rahimimin kalp şeklinde oldugunu öğrendim. Histeroskopi ameliyatı oldum. Dr 3 ay korunma suresi sonrası gebelik düşünebilirsiniz dedi ve hamile kalır kalmaz clexane igneye baslamami önerdi. Eger Bağışıklık Sisteminden dolayı düşük yapıyorsam nasıl bi tedavi yürütülmeli?

Iyi gunler hocam nereye yazacagimi bilemedim.17 haftalik hamileyim siddetli ve gecmeyen mide agrisiyla hastaneye gittim.kan ve idrar testi yapildi ast 30 olmasi gerekirken 130 cikti karaciger ultrasyonda 5mm tas tespit edildi bu sorun nedir hocam bebegime zarari olur mu ne yapmam lazim

Anliyorum hocam ama alt ast yuksekliginde gebeligin ilerleyen zamanlarinda sikinti olabilir dedi doktor gastroenteloji ye sevk etti ast 50 alt 130 suan gebeligin 20.haftasindayim hocam bu degerler cok mu yuksek bu karaciger enzimlerinin yuksekliginden korkmalimiyiz hocam

merhabalar hocam bende son adet tarihimi bilmiyorum ama 3.5 aylık hamileyim ultrason görünümüne göre bu ayın elinde muayneye gittiğimde ultrasonik bebeğe bakıldı ve görünen sadece kafasiydi ve göz kulak bütün herşey güzel belli ve oluşmuş fakat kafama takılan şu oldu gittiğimde ben 14 haftalık biliyordum doktor yanındaki yardimci ya 15 haftalıktek canli baş demesi kafama takıldı evet bebeğin sadece başını gördük fakat tek canli gebelik yerine tek canli bas demesi kafama takıldı normal bir deyismi sizcede röntgen ve zeka testi vermemi söyledi bu hafta sonu onları yaptircakmisim tek canli bas demek ne demek kafam karışık yardım edin nolur 7 yaşında bir kızım 3.5 yaşında bir oğlum var tek c anlı gebelik denir neden tek canli bas dedi doktor bi terslik mi gördü ki

Hocam iyi günler , ben 2 senelik evliyim 1.5 sene önce düşüğümr baglı kürtaj olmak zorunda kaldım sonrasında kistlerim için ilaçlar ile tedavi gördüm atlattım . Bu süreç içinde bebek bekleyişimiz sürdü fakat olmadı 2 aydır düzensiz adet görüyorum diye dr a gittim beta hcg degerim 21.06 çıktı değer düşük olduğu için 4 gün sonra tekrar test verdim bu kez beta hcg 4.2 çıktı fakat hala kanamam olmadı ve sürekli şiddetli ağrı var kasıklarımda dr herhangi bir ilaç yada bi bilgi vermedi ne yapmamı önerirsiniz oluşmuş bi gebelik olması ihtimali varmı ? Ve eger kanamam olursa 5.günümde kendim klomen kullanımına başlayabilir miyim ?

Cüneyt bey merhaba
Daha önce pıhtılaşmadan dolayı 2kez hamileliğim sona erdi. En son 5ay önce kürtaj oldum. bu süre içinde sürekli idrar yolu enfeksiyonu tekrarladı. Bende hamile değilim diye ayrıntılı incelenmesi istedim ve röntgene de girdim. Fakat bu esnada 3_4 haftalık hamileymişim çok korkuyorum röntgen nasıl bi etki yapar.
Diğer bir sorumda yine aynı gün hamile olduğumu bilmeden ilişki esnasında çok kanama olduğu için rahimağzı kanseri için test yaptırdım.rahim içinde küçük bi fırça ile kazıdı resmen bunlar kafamı çok kurcalıyor . Hamileliğime etkileri nasıl olur? sizin değerli yorumunuzu almak istiyorum. Lütfen yardımcı olur musunuz?

Meraba hocam ben suan üçüzlere hamileyim ve bizde kan uyusmazligi cikti benim 0- esimin 0+ bana nezamn ası yapilmasi lazim suan 7hafta 3gunluguz

Bide calisiyorum bebekler için bi riskki varmidir doktorum rapor vermiyo simdilik

Hocam bizde kan uyusmazligi var ilk cocugumda sorun olmadi dogumdan sonra ignemizi olduk 2dusuk yaptim onlarda da iğne olduk 4.gebeligim yine kanamayla başladı 24haftalik doğum yaptim iğne olduk onu kaybettim hocam 1tane oğlum var bir daha düşünüyorum saglikli bir gebelik icin ama ne yapmam gerekiyor nasip bir yol izlemeliyim ilginiz için şimdiden tesekkurler

Teşekkür ederim hocam basarilarinizin devam ini dilerim

Cüneyt bey ben 14 haftalık gebeğim ara ara kanamam olduğu için doktorum serklaj yapmıyo yatarak bu gebelik devam ettirebiliriz diyo sizde böylemi düşünüyosunuz lütfen bana yardım edin

Hocam bende rahim yetmezliği var 2 bebek kaybım var 1 tanesi 5 haftalık 1 tanesi 20 haftalık şimdi 14 haftalık gebeğim

Merhaba doktor bey.Ben 6 haftadan itibaren clexane 0.4 kullaniyorum.12 haftada doktor antikardiyolipin antikor ve diger degerlere bakip normal oldugunu ve iyneyi iki günde bir kullana bilecegimi söyledi.igne olmadigim günde 1 tablet trombo acc aliyorum.Doktor bey bir gün arayla clexane kullanimi riskli mi?hergün olmali degil mi?daha önce bir düsügüm var 11 haftada missed abortus.

mereba hocam

benim 3 gebelik kaybım oldu 2 tane kimyasa 1 tanesi kese gözüktü sonrasında düşükle sonuçlandı. bazı genetik testler yapıldı. anti trombin 3 33 cıktı normal refarans agırllsıı ise 19 ve 31
hormon testlerim gayet olması gereken sekilde degerlerim.
mhtfr c677 homozıgot mutant ve anti trombin yukseklıgı bıraz yüksek cıktı

doktorum bana 3500 hibor folibol corospin verdi sizce bu ilac tedavısı uygun mudur ?

Cuneyt Bey kolay gelsin. Burayi duzenli takip edip sorulara cevap vererek insanlara yardimci oluyorsunuz. Bunun icin takdir ve tesekkurlerimi iletiyorum.
Benim sorum soyle; esimde hamilelik sonrasi cmv igm+ tespit edildi. Testi yapan doktor bize anlattiklari ile bizi cok korkuttu. Amniyosentez yapilmasi gerektigini ancak yapilsa ve temiz ciksa bile cocugun saglikli olacaginin garantisi olmadigini soyledi. Sonrasinda doktor degistirdik. Sonraki testlerde Igg+, avidite yuksek ve kandaki tarama da temiz ciktigindan risk yok dendi, sukur ki ultrasonlarda da bir sorun tespit edilmedi. Simdi normal dogum planliyoruz ancak endisemiz normal dogum sirasinda bebege virusun bulasma riski var mi? Bu yuzden sezeryan daha mi saglikli olur? Cevabiniz icin tesekkurler.

merhaba hocam 13 haftalik hamileyim kanimda rubella IgG 257 CIKTI .BEBEYI ALDIRMALIMIYIM .RISKI COKMU BILMEK ISTIYORUM…..

Merhaba hocam gebeligimin 33.haftasindayim 2 haftadir genital sigillerle ugrasiyorum ..2 hafta oncesine kadar normal.dogum bilincindeydim fakat kondilomlar cikinca bebege hpv virusu gecme olasiligindan bahsediliyor normal dogum yoluyla…ama dogrulugu nedir gercekten normal dogum yapmak istesem.bebege gecermi riski nedir …suan asitli ilacla sigil tedavisi goruyorum ama bu sigilleri yeni gecirmis olarak hala aktif durum.söz konusuyken normal dogum.ne kadar dogrudur

Merhaba hocam 17+1 ken rahimde açılma olduğu için serklaj yapıldı ama serklajdan sonra çok kuvvetli öksürüyüm oldu öksürüyüm dikişe zararı olurmu

Hocam merhabalar. Ben 3 ay önce gebelik zehirlenmesinden 35 haftalık bebeğimi kaybettim. Sezeryan oldum. Eşimle bnde kan uyuşmazlığı var ve ilk gebeliğim olduğu için gerek görmedi iğne yapmaya. Acaba kan uyuşmzlığndn gevelk zehrlenmesi olabilrmi. Ve bu preaklemsi için ne gibi önlem alınmalı.ve bidahaki gebelik süresi ne zaman sağlıklı olabilir. Cevap verirseniz çok mutlu olurum. Teşekkürler…

Ölen bebeğin kanına bakamayız dedi dr.um ve ikinci gebelikte kan uyuşmazlık iğnesi vurmamı söyledi. Bundan sonra ne gibi önlemler alabilirsim ne zaman hamile kalmak sağlıklı olur. Teşekkür ederim …

Çok teşekkür ederim ilginiz ve bilginiz için…

Doktor bey merhabalar.20+3 günlük hamileyim.bebegin hareketlerini cok asagida vajinanin icinde hissediyorum.cogu zaman sol tarafta kasik bölgesinde agrilarim oluyor,ama herzaman degil.çocugun hareketlerini asagida hissetmek korkulacak durum mu?rahimagzi ölcümü yaptirmalimiyim?Bi de sag tarafta kasik fitigim var.

Merhaba hocam bende herkes gibi anne olmak istiyorum bir yıllık evliyim adetim 8gün gecikti hastane kan testi yaptım ve gebe oldugumu fakatbsekiz güne Gore oran 22,27 yani 0,5 civarında ilaç verildi aspirin ve Protestan cokmu riskli tekrar gidicem yapmalıyım önerimiz varmı hocam

Merhaba hocam,

Ben 35 haftalık hamileyim. Tranbofili hastasıyım ve 0.2 hibor 3500 kullanıyorum. Doktorum 38 yada 39 uncu haftada sezaryenle almak istiyor. Bizde normal doğum.istiyoruz normal doğum olmasa bile gününde sezaryenle alınmasını istiyoruz. Doktorumuz riskli olduğunu önceden alınması gerektiğini söylüyor. Kafamız karıştı. Bu iğnenin etkisi ne kadar ne kadar zaman önce bırakmalı ve ne şekilde doğum yapabiliriz.

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim

Hocam mrb son adetim 15 eylül 11 ekimde kan verdim gebelik çıkmadi.adet olmayıp mide bulantım artınca 19ekimde verdigim kanda 184,53 çıktı özele gittim doktorum 2 gunde 1 kan aldı iki katına çıkmadığını soyledi kan degerlerim;183-311-568-921 ve en son dün 1691 cikti ve kese gorundu.ancak 6 haftaliksin diyo doktorum ve kese etrafinda kan grdu 3 gun sonra kapl atislarini duymazsam alıcam dedi.gec dollenme olabilir mi diye sordum oyle bisey yok dedi.sizce 6haftalik olsaydi 11 ekimde cikmaz miydi hocam pazrt kalp atislarini duymazsa..alinmasini istemiyorum ki zaten daha yeni kese gorundu lutfen cevap verin kafam cok karisti

Hocam ilginiz için teşekkür ederim 1691 den 2334 e çıkmış değerim 3382 olması gerekirken.pazartsi gstercem sonucumu ama çok az yükselmiş sizce durum nedir hocam alırlar mı bebeğimi çok korkuyorum ananas yiyorum devamlı yükselsin diye

Hocam iyi günler..ultrasonla tekrar bakıldı +GS 0.41 cmdi 3 gün önce bugün de +GS0.42 cm doktorum kesenin çok küçük olduğunu haftasını dahi hesaplayamadığını söyledi ve kanama görmüşlerdi hiç kanaman oldu mu diye sordu hayır dedim nedenini sordum cevap vermedi arastrma hastanesinde bakıldım yorum yapmiyorlar hocam siz nasıl değerlendirirsiniz

iyi günler cuneyt bey benim ilk çocugum normal bir sekilde oldu.fakat 2.için niyetlendiğimizde 3 düşük oldu genetik sonucum mhfr 1298 homozigot mutasyon çok şaşkınım böyle durum nasıl oluyor

bide hocam 19 hafta ultasonda hersey normaldi.benim pek yogun su gibi akintim yoxdu.o haftadan sonra baya azalmisdi.simdi bu durumda ölücek mi bebek?

Hocam merhaba ben yaklaşık 6 haftalık hamileyim bir haftadır sürekli kusuyorum su bile içsem kusuyorum günde en az 15 defa kusuyorum aşırı mide ağrım var bugün iki tane serum verdiler ama hala geçmedi devam.. kan testiyle sodyum ve potasyum baktılar sodyum 141.4 potasyum 3.30 mEq/lt çıktı .. ne yapabilirim sonuçlarım normal mi tşkler..

hocam ben daha 7 haftalik hamilym ben kanamam oldu yogundu doktra gttim bna dusuk ignedi verdi o igne 6 gun etkiliymis bn bilmeyerk iki gun ust uste vurundum kanamam azaldi simdi sadece kahverengi bi lekem var az az oluyo dusuk riski devam ediyo dyo o kahverngi lekelnme nrmalmi o kanamadan sonra

selam hocam.ben dün 23hafta 3 günlük hamileyken ultrasonda doktor suyumun baya azaldigini söyledi.dopller ultrasona gönderdi .doplerde bebegin hicbir organinda kusur bulunamadi.doplerde bakan doktor suyun sinirda oldugunu söyledi.bide rahimagzi uzunlugu 3,8 ama v harfi seklinde funniling var dedi doktor.kendisi su azalmasi icin bir neden belirtmedi.sizce kesede sizinti ola bilirmi?böyle durumda olan bebek 28 haftaya kadar dayana bilir mi?eger saglikliysa yasama sansi nedir?doplerde su 8 ,ultrasonda tek cep ölcümü 5 in altindaydi.lüften fikirleriniz benim icin cok önemli.

tesekkürler doktor bey.enfeksiyon olusa bilir mi?aktintinin miktari fazlalasti.doktor ginovax fitil verdi .vajiaya uyguluyorum.bide progesteron 200mg. Ve eyforion tablet.kullaniyorum.bir skincasi var mi?hic kalkmiyorum sol yan tarafa yatiyorum.faydasi olur mu?

Hocam merhaba. Ben 5 yıllık evliyim FactorV heterezigot var. Son 2 yılda 4 gebelik kaybim var. Ilki dış gebelikte ilaçla düşmesi sağlandı. Daha sonra aşılama yapıldı tutmadı tup bebek yapıldı tuttu hibor 3000 kullanmaya başladım ve o aksam kanamam oldu dr ye durumu bildirdigimde ilaca ara vermemi 2 gun sonra devam etmemi söyledi oyle yaptim ama kontrole gittigimde bebegin gelişiminin durduğunu ve gebeligin sonlanmis olduğunu iletti.küçük olduğu icin vücut onu yok edecek dedi kurtaj falan olmadim. 3.gebeligim bu dusugun hemen pesine kendiliğinden oldu öğrendiğimde 7 haftalik olmustu clexane 4000 kullandim hersey güzel gidiyorken 9. Haftada kalp atışları durdu ve kurtajla alındı. Sebep yok denildi biyopsi yapıldı. Uzun bi ara verdim ve dr degistirdim hsg me bakildi uterus septum dan dolayi histeroskopi oldum. Ama 4. Gebeligim yine dış gebelik oldu laparoskopi ile sonlandirildi. Farkli bir dr yapti ameliyatimi ve miyom var dedi ama gittigim diger dr lere özellikle sordum hic boyle bir şeyden bahsetmedi. Dıs gebe olmasin diye yine Tup bebek tedavisi yapildi ama tutmadi. Ve laparoskopiden sonra 9 ay boyunca hamile kalamiyorum. Allah korusun ama dış gebelik bile geçirmedim. Kontrole gittigimde catlamamis yumurta atığım oldunu soyledi doktorum dogum kontrol hapi verdi ama dr beni tatmin etmedi ertesi gün baska prof.a gittim rahmin gayet temiz hazir gunundeyken vakit kaybetmeye gerek yok tup bebek yapalim embriyo biyopsili dedi. Hsg istedim bence gerek yok vakit kaybetmeye dedi. Gonalf 300 le basladik dün. Ama catlamamis yumurta atigi varsa bu ilaclar ona zarar verir mi ya da hsg çektirip mi tup bebek yaptirsaydim acaba diye kendi kendimi yiyorum. Korkuyorum yine olumsuz bir sonuc almaktan. Ne yapabilirim siz ne oneririsiniz. Gebeliklerim neden sonlaniyor kan pihtilasmasi icin ne yapabilirim. Gerçekten cok yoruldum ve kafam cok karıştı. Yardımcı olursaniz çok sevinirim.

Hocam merhaba , trombofili paneli testinde MTHFR 1298 Homozigot çıktı. Bir doktor en geç 38. haftada sezaryenle doğum olmam gerektiğini söyledi. Başka bir doktor ise bunun normal doğuma engel olmayacağını , doğum şeklinin vücudun son durumuna göre kararlaştırılacağını söyledi. Kafamız karıştı. Bilgi verirseniz sevinirim.

Merhaba hocam 5 haftalık gebeyim fakat kanamam var dusuk riski olablcegni söylediler sizce düşecek bebeği durdurmak ne derece sağlıklı durmasını istyrm

Merhaba Cüneyt bey benim sorum aynı gün 30 dk arayla yapilan ultrasondaki bebek olcumleri farkli cikabilir mi ilk once kadin dogum doktorum olcumler yapti her sey cok guzel hep bir hafta onde cikti degerler kilosuda 1200 gr cok iyi haftasina gore dedi sonra radyoloji uzmani renkli dopplerde 950 gr 1 hafta geride kilosu iyi beslen dedi plesabta vs diger her sey guzelmis o kilo farki da kadin dogum doktorum karin cevresini 27 haftalik olcmusken radyoloji uzmani 25 haftalik olcmus doktoruma sordugumda olur boyle seyler doktorun eline gore degisiyor dedi normal bir sey mi bu? Yenide olcum yaptirmam gerekir mi acaba ?

merhabalar doktor bey. ben 24 hafta 5 günlük hamileyim. kan testi sonucunda hamilelik öncesi normal aralıkta olan PLT değerim 127 ye düşmüş. doktorum 50 olana kadar sorun yok her ay kan takibi yapılacak dedi. sizin görüşünüz nedir? bu kan tahlilini ne sıklıkla yaptır malıyım? değerin düşmemesi içinde neler yapmalıyım? bebeğime bir zararı olur mu bu durumun?

Hocam ben 8 haftalık hamileyim ancak bebeğimin kalp atışları istenilen hızda değil doktorum bebeğimin problemli olabileceğini kürtaj olmam gerekebileceğini söledi haftaya tekrar kontrolüm var ama buna hemen karar vermek doğrumudur bu durumun başka bir çözüm yolu varmıdır çok üzgün ve çaresizim bana bir yol gösterebilirmisiniz.

303
0
Yorum yapabilirsiniz.x
()
x